100 yıl sonra gelen cevap « Bursa'da Meydan

25 Ekim 2021 - 11:27

100 yıl sonra gelen cevap

AK Parti Bursa milletvekili Hakan Çavuşoğlu, Batı Trakya Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Bursa Şubesinin 25. genel kurulunda yaptığı konuşmasında, balkanlar ile Türkiye arasında kopan ilişkilerin yeniden nasıl onarıldığını anlattı.

Vekil Çavuşoğlu

100 yıl sonra gelen cevap
Son Güncelleme :

20 Ocak 2015 - 11:39

18 views
reklam

AK Parti Bursa milletvekili Hakan Çavuşoğlu, Batı Trakya Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Bursa Şubesinin 25. genel kurulunda yaptığı konuşmasında, balkanlar ile Türkiye arasında kopan ilişkilerin yeniden nasıl onarıldığını anlattı.

Vekil Çavuşoğlu, Yunanistan’dan Türkiye’ye göç edip Bursa’ya yerleşen Türk soydaşlarımızdan bir tanesi. Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği’nin de eski başkanlarından. Bu dernekte başkan iken istifa edip vekil adayı olmuştu. Yani, göçmenlerin ve Batı Trakyalıların sorunlarını en iyi bilen, yaşayan birisi.

Milletvekili seçildikten sonra Sırbistan’ın Karadağ’da başbakan ile beraber yaptıkları ziyaret sırasında yaşadığı olayı anlattı.

Karadağ’da 1885-86 yıllarında yapılan Hamidiye Camisi, harap hale gelmiş. Dönemin yöneticileri 1911 yılında Osmanlı’ya mektup yazarak, caminin onarımı için yardım istemişler. O mektuba cevap gelmemiş..Aradan geçen 88 yıl sonra 2011 yılında Recep Tayyip Erdoğan başbakan olarak Karadağ’ı ziyaret ettiği sırada, oradaki görevliler, başbakanı alıp Hamidiye Camisinin bulunduğu yere götürmüşler. Her tarafı yıkılmış, sadece bir duvarı harap halde duran camiyi gören Erdoğan, hemen TİKA görevlilerine burasının onarımı ve yeniden yapılmasını talimatını övermiş.

Bir yıl içinde gerekli restorasyon yapılmış. Caminin açılışı için vekil Çavuşoğlu bu kez Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ ile beraber Karadağ’a gitmiş.

Tören yapılmış. Bozdağ, etrafta bulunanlara, “bizden bir isteğiniz var mıdır?” diye sormuş.

Karadağ’daki Müslümanlar ise biraz sitem dolu cevap vermişler;

“Sayın bakanımız çok şükür camimiz yapıldı. Dileriz bundan sonra mektuplarımıza 100 sene sonra cevap verilmez.”

İşte, Türkiye ile balkanlar arasındaki ilişkinin ortaya çıkan tablosu.

Demek ki, yönetim balkanları kaderine bırakılmasıyla ilgili olarak 1910’lu yıllarda başlamış bu durum. O yıllardan sonra başlayan 1915 Balkan Savaşlarında ise bizler oradaki yakınlarımızı ve akrabalarımızı tamamen yalnız ve yetim bırakmışız.

O günden bu yüne gelindiğinde, balkanlarda esen sıcak hava rüzgarları, hem ekonomik hem de sosyal açıdan Türkiye’ye büyük değer katıyor.

Bakın, Balkanlarda hala ulaşılmayan 100 yıllık 130 yıllık yerleşim alanları var. Oralarda Türkler var. Müslümanlar var.

Akrabaları, yakınları Bursa’da ikamet edenler var.

Geçtiğimiz günlerde bir meslektaşım yazı yazmış. Esefle okudum. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin balkanlarda ne işi var diye sorguluyor.

Tabi, öncelikle bu arkadaşımız Bursalı değil. Bursa’ya sonradan gelip, kraldan çok kralcı olanlardan bir tanesi.

Arkadaşımızın göremediği o kadar çok olay var ki;

Balkanların bir köşesini ele alalım. Mesela Bosna.

Bosna, 1400’lü yıllardan beri Türklerin hakimiyetinde. 1915 Balkan Savaşlarına kadar Bosna’yı yöneticileri Bursa’dan atanıyor. Bosna valisi Bursa’dan gidiyor.

Bosna’nın iaşesi, masrafları Bursa bütçesinden karşılanıyor.

Bursa ile Bosna arasında sadece devlet ve yönetim ilişkileri bulunmuyor. Bosna’nın nüfusunun pek çoğunluğunun yakınları, akrabaları Bursa’da yaşıyor.

Bu örnek. Sadece Bosna değil, Batı Trakya’dan tutun, Balkanların en ücra köşelerine, hatta Macaristan’a kadar her bölgede bir Bursalı bulmak mümkündür.

Bursa’nın sorunları ve çözümü tabi ki önemli. Ama, atalarımızın topraklarında bırakılan mirasın onarılması, ayağa kaldırılması, ülkeler arası dostluk ve kardeşlik bağlarının kurulması, barışın korunması hiç mi önemli değil?

Tabi ki, Balkanlardaki bir caminin onarılması, bir okula kitap gönderilmesi, bir kütüphanenin yıkılan duvarının tamir edilmesi bizim için çok önemli. Çünkü, oradaki akrabalarımız var. Oradaki aile bağlarımız var.

Birde, yapılan masraflar belediye bütçesinden karşılanmıyor. Gönüllü bağışlarla oluyor. Bakın, oralardan Bursa’ya gelip iş kuran, işadamı olan binlerce kişi var. O kişiler, ata topraklarındaki bu tür yardımları severek ve isteyerek yapıyorlar. Belediyeler sadece bu işe aracılık ediyorlar. Yapılan tek şey, proje desteği vermek ve işlerin yasal yönden takibini gerçekleştirmek. Çünkü, o ülkelerdeki kanunlara göre, her isteyen istediği gibi gidip cami onarımı yapamıyor. Bunun için gerekli izinlerin alınması lazım.

Nasıl, Sırpların bombaladığı Mostar Köprüsü’nün yeniden inşa edilmesi için dünya genelinde kampanya başlatılması ve Türkiye’nin UNESCO destekleriyle bu köprüyü onarması örneğindeki gibi, o bölgelerdeki camilerin onarılması için de özel izinlerin alınması ve verilmesi gerekiyor.

Balkanlara gittiğimizde bizlerden istenilen üç şey var; Birincisi Türk Bayrağı. Oradaki insanlarımız seneler öncesinden edindikleri bayrakları hala evlerinin, işyerlerinin duvarlardaki asılı tutuyorlar. İkincisi Kuran-ı Kerim. Üçüncüsü ise, sağlık ve geliş gidişlerin artırılması.

Unutmayalım, unutan insanlarda bir gün unutulur.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam

BENZER HABERLER

reklam