Babanın vedası « Bursa'da Meydan

19 Eylül 2021 - 13:59

Babanın vedası

Türkiye onu, ilk önce DSİ genel müdürü olarak tanıdı. Sene sanırım 1969 idi.

Sonra, 1970 darbesinin ardından kurulan Adalet Partisi’ne genç yaşta genel başkan seçildi.

Sonra, siyasi tarihe ismini “su müdürü” sıfatıyla v e o dönemin CHP genel başkanı

Babanın vedası
Son Güncelleme :

18 Haziran 2015 - 12:11

17 views
reklam

Türkiye onu, ilk önce DSİ genel müdürü olarak tanıdı. Sene sanırım 1969 idi.

Sonra, 1970 darbesinin ardından kurulan Adalet Partisi’ne genç yaşta genel başkan seçildi.

Sonra, siyasi tarihe ismini “su müdürü” sıfatıyla v e o dönemin CHP genel başkanı Bülent Ecevit’in bu ismi yakıştırmasıyla aldı.

Meydanlarda “Su müdürü” sıfatını sık kullandı.

Sonra, memleketi olan İsparta’nın İslamköy’e geldiğinde, çocukluk arkadaşının yaylada otlatmakta olduğu sürüye gidip, çobanların giydiği Kepenek ile fotoğraf çektirdi. Amaç, çocukluk arkadaşını ziyaret etmek idi.

Ama, gazetelere ertesi gün “Çoban Sülo” ismiyle haberler yansıdı.

Türk siyasi tarihindeki renkli kişiliği ile tanınan Süleyman Demirel, 90 yıllık ömrünün yaklaşık 70 yılını bu ülke için vakfetti.

Siyaset sahnesinde kah vardı. Kah yoktu. Kendi deyimiyle ifade etmemde fayda var, 1991 yılında seçimleri kazanıp, SHP ile koalisyon kurup iktidar olduktan ve tekrar başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra verdiği mesaj çok ilginçti; “altı kere gittim, yedi kere geldim.”

Aslında Demirel’in verdiği bu mesaj Türk siyasi tarihindeki darbe ve müdahalelerinde ne kadar olursa olsun, halkın yine kendisine yakın bulduğu siyasetçiyi iş başına getirmesinin en güzel örneği ve benzetmesi idi.

Rahmetli Cem Karaca’nın “Raptiye rap rap” isimli şarkısında söylediği gibi, “Süleyman hep başbakan, başbakan hep Süleyman” sözleriyle de Demirel’in çocukların, babaların, dedelerin başbakanı olduğunun dile getirilmesi olmuştu.

Demirel, şimdi hayata gözlerini yumdu.

Sevelim, sevmeyelim, Türkiye tarihinde damgası olan, hizmetleri olan çok büyük bir siyasetçi idi. Dünya tarihi böyle yazıyor. Demirel, vefat etmeden önce bile dünyanın sayılı siyaset adamları listesinde yerini almıştı.

Benim, Süleyman Demirel’le ilgili bir 123 Eylül Darbesi sonrasında Zincirbozan’a götürülürken, İnegöl Osmaniye’de dönemin kolluk kuvvetleriyle gazeteciler arasında yaşanılan olaylar nedeniyle ilginç anılarım var. Sonrasında Tuzla’daki yazlığında dönemin DYP il başkanı rahmetli Abdülkadir Cenkçiler’in başkanlığında yaptığımız ziyaretlerle ilgili anılarım var.

İnegöl’de Demirel’i karşılamaya giden dönemin Adalet Partilileriyle fotoğrafını çekmek isterken askerin dipçikleriyle karşılaşmıştık.

Sonrasında, aradan 7 yıl geçtikten sonra Bursa’ya gelen Demirel, Türkiye’nin dört yanından gelen insanlar tarafından, yine İnegöl ilçesinin Osmaniye Köyünde, esaretin başladığı, dipçiklerin vurulduğu yerde, krallar gibi karşılanmış ve bu karşılanma, 12 Eylül siyasi yasaklarının kalkmasına yol açmıştı.

Demirel, başbakanlık koltuğunda otursa da, oturmasa da hep siyasetle ilgilendi.

12 Eylül sonrasında cezaevinde iken, Abdülkadir Cenkçiler’e verdiği mektup ile önce Büyük Türkiye Partisi, sonra da Doğru Yol Partisi’nin kurulmasına yol açtı.

Tuzla ziyaretlerimiz sırasında kendisinden ülkemizle ilgili, siyasetle ilgili, Bursa ile ilgili pek çok konularda hatta hizmetlerde, hizmetin nasıl yapıldığına dair etkilenmelerle ilgili pek çok anısını dinlemiştim.

Yasaklı dönemlerin “Bir bilen”i idi Demirel. Rahmetli Ecevit ise “Bir bölen” olarak anılıyordu.

Velhasıl kelam, bir devir geldi geçti.

1970’li yıllardan itibaren Türk siyasi tarihinde atılan her adımda parmağı olan, eli kolu olan, etkisi olan, siyasetlerin duayenlerinden birisi olan Demirel artık yok.

Çocuğu olmamasına rağmen yasakların kalkmasından sonra halkın “Baba” lakabı taktığı Demirel’e Allahtan rahmet, ailesi, yakınları ve sevenleri başsağlığı dilerim.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam

BENZER HABERLER

reklam