“BAYRAM GELMİŞ NEYİME!.” « Bursa'da Meydan

25 Temmuz 2021 - 18:24

“BAYRAM GELMİŞ NEYİME!.”

“BAYRAM GELMİŞ NEYİME!.”
Son Güncelleme :

19 Temmuz 2021 - 8:16

122 views
reklam

Bob Marley;
“Gülmek her zaman
mutlu olmak için değildir.
Bazen öyle gülmeler vardır ki;
en büyük acıları gizlemek içindir”
demiş.
Ne zaman “bir bayram coşkusu”na girmek istesem, o çocuklar aklıma gelir. Hani şu; Irak Savaşı sırasında bir foto muhabirinin “Biraz gülümse, resmini çekeceğim “dediği bu fotoğraftaki çocuk, o çocuklar. İçi acılı, gülmek isteyen çocuklar.
O çocuk da böyle gülmüştü!.
***
Yine bir bayrama uyanacağız.
Ama nedense aklıma Muzaffer Akgün’ün söylediği türkü düştü;
“Bayram gelmiş neyime..
Anam anam garibem.
Kan damlar yüreğime..”
   Ne acı ki; yüreklerimizde bayram coşkusu yok..
Diğer günlerden farkı da kalmadı. Üstelik; COVID belası, hastalık, ölüm, işsizlik, geçim zorlukları, gelecek endişesi de kol kola..
Artık bayram denildiğinde; çok uzaklarda kalan bir çocukluğun burukluğuyla gülümsüyoruz. Hani şu; yaşamın telaşıyla henüz tanışmamış, mutlu, sevinçli, üzüntüden, sıkıntıdan, ölümden uzak çocukluk günleri.
Oysa ki; bayram günlerini ne çok özlerdik, adeta iple çekerdik..
Oysa ki; bayramlar sevdiklerimizle bir araya gelmek için fırsat günleriydi.
Oysa ki; bayramlar çocukların şekerle, çikolatayla, harçlıkla mutlu olduğu, büyüklerin ziyaret edilerek onurlandırıldığı günlerdi. Bayramlar çocukların cıvıl cıvıl kahkahalarının birbirine karıştığı, sohbetlerin derinleştiği, hasret giderildiği günlerdi.
***
Meğer bayram günleri; ellerini öptüğün büyüklerle, sarıldığın kardeşlerle, akrabalarla, dostlarla, sevdiklerinle, ziyaretlerle güzelmiş…
Meğer; “daima genç kalan” bizler;
Bayram arifesinde ikramlık alışverişi, akide şekeri, lokum almayı, belki 2-3 ay önceden terziye verip de son ana yetiştirilen elbiseyi, çoğumuzun arife gecesi gözümüzün önüne, hatta yastık altına koyup heyecanla giymeyi beklediğimiz ayakkabıyı, komşularla birlikte yapılan baklavanın telaşını, bayramlık hamamı, berberde “bayram tıraşını” özlemişiz..
Annemizin bayram temizliğini, örtülerin, halıların, kilimlerin yıkandığı, tahta zeminlerin fırçalarla ovulup temizlendiği, çeyizliklerden çıkarılan dantelli beyaz örtüleri, büfeye, sehpaya, radyo üstüne, tepsiye yerleştirilip “misafire hazır” hale getirilmesini özlemişiz.
O günlerde bizler çocuk, annemiz babamız başımızda olduğundan pek anlamlandıramadığımız mezarlık ziyaretleri de arife ya da bayram sabahları yapılırdı. Şimdiki gibi; sevdiklerimizi toprak altında bırakıp da “nasıl bayram yapacağız” diye düşünmezdik. Meğer; yüreğimize sakladıklarımızın varlıklarıyla değer bulan o bayramları özlemişiz.
Bayram sabahı camide namazı, dönüşte annelerin hazırladığı mükellef bayram sabahı kahvaltısını, kasnak üzerine siniden oluşan yer sofrasında yemeyi, sonra bayramlıklarımızı giymeyi, annemizin, babamızın, büyüklerimizin ellerini öpüp hayır dualarıyla birlikte bayram harçlığı, bez mendiller içinde şeker, lokum almayı özlemişiz..
Meğer; akrabalara, komşulara gitmeyi özlemişiz.
O yıllarda oyun aletlerimiz taş, tahta, tel gibi bulunabilir şeylerdi. 9 taş, çember, uçurtma, sek sek, saklambaç vb. oynardık. Toplar kağıt ve bezlerden yapılırdı. Bırakın meşin olanı plastik top bile mutluluk kaynağıydı. Tabancamız tahtadan, kılıcımız ağaç dalındandı. O nedenle harçlıklarımızla oyuncakçılara gitmeyi, top, tel araba, çata pat gibi şeyler almayı, o zamanlar büyüklerimizin okuyunca kızdığı Tom Miks, Teksas, Kinova gibi çizgi roman kitaplarını gizlice alıp saklamayı, çikolata, gofret, şeker, gazoz almayı, panayır türü yerlerde lunaparklara gidip oynamayı da özlemişiz.
Meğer; uzaklardaki akrabalarımıza özenle seçtiğimiz tebrik kartlarını özlemişiz.
Meğer; Çoğunlukla “bayram hatırası olsun” diye, bayramlıklarını giyen aile bireylerinin stüdyoda, evde fotoğraf çektirmesini de özlemişiz.. Meğer; zz şeyle çok mutluluk yaşadığımız çocukluğumuzu özlemişiz. Ve daha nicelerini..
Ne yazık ki; “bu güzellikleri” bugünkü çocuklar yaşamıyor.
Aradan uzun yıllar geçse de o günleri bugün çocuklara anlatmak, -benim gibi özetleyerek değil- onları karşımıza alıp “bir yaşam dersi gibi” anlatmak, inanın onlara çok şeyler katacaktır.
Her gününüz eski bayramlar tadında olsun.
Ama önce çocuklar, illa ki çocuklar çok gülsün.
Sevgiyle, saygıyla..

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
reklam