Kuyruk acıları « Bursa'da Meydan

18 Ekim 2021 - 03:54

Kuyruk acıları

Havalar soğuk. Rüzgar esiyor.

Sokak karanlık. Elektrik kesintisi yapılmış.

Ceyranların ne zaman geleceği belli değil.

Sokağın bir kenarındaki bakkalın önünde margarin yağ için kuyruk var. Diğer köşesinde şeker kuyruğu. Aynı sokağın bitimine doğru

Kuyruk acıları
Son Güncelleme :

23 Mayıs 2015 - 10:21

18 views
reklam

Havalar soğuk. Rüzgar esiyor.

Sokak karanlık. Elektrik kesintisi yapılmış.

Ceyranların ne zaman geleceği belli değil.

Sokağın bir kenarındaki bakkalın önünde margarin yağ için kuyruk var. Diğer köşesinde şeker kuyruğu. Aynı sokağın bitimine doğru gelen kısmında ise tüp-gaz kuyruğu var. Caddeye çıktığımızda ise akaryakıt istasyonunun etrafında, mazot için ayrı, gaz için ayrı, benzin için ayrı kuyruklar var.

Malların ne zaman geleceği ve nasıl dağıtılacağı belli değil.

Vatandaşlar, nöbetleşe olarak kuyrukta bekliyorlar.

Mesela, okula giden çocuklar, genelde gece yarısı nöbetlerin bekleyicisi oluyorlar.

Gündüzleri, ev işlerinden vakit ayıran anneler geliyor. Mesai bitiminden gece yarısına kadar ise babalar kuyruklarda ömür geçiriyorlar.

Ülke yönetiminde koalisyon var. CHP-MSP.

Yokluklar dönemi.

Sanayi çalışmıyor. Fabrikalar grevde. Sendikalar arasındaki savaş nedeniyle kızılca kıyamet kopuyor.

Kimisi hak aradığını söylüyor.

Kimisi ideolojik güç peşinde.

Ama amaç hep aynı.

Hakkımızı ayıyoruz diye konuşuyorlar. Eylem yapıyorlar.

Hak-hukuk-adalet yok olmuş. Sokaklarda güvenlik güçleri silahlı öldürülüyorlar. Polisler vuruluyor. Bekçiler vuruluyor.

Gençler vuruluyor.

Evler kurşunlanıyor.

İşyerleri kurşunlanıyor. Soyuluyor. Bankalar soyuluyor.

Herkes kendi başının çaresine bakmakla meşgul.

İktidar ise, koltukları kaptırmamak için direniyor.

Benim yaşımda olanlar bunları çok iyi bilir. Bizler, gece yarısı gaz lambasının ışığı altında, mum ışığında ders yapmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Seneler sonra bir göz doktoru arkadaşımla konuşurken, ülkemizdeki göz bozukluklarının pek çoğunun işte bu CHP-MSP koalisyonu döneminde yaşadığımız yokluklar dönemindeki karanlık günlerdeki ders çalışmanın eseri olduğunu söylemişti.

Hastanelerde neler çektiğimizi anlatmak istemiyorum. Sadece bir örnek vereyim. Orta birinci sınıftayım. Gözlük almam gerekiyor. O dönemde yeni yapılan ve açılan SSK Hastanesine gittim. Okuldan çıktıktan sonra gitmiştim. Muayene olamadım. Muayene olabilmek için randevu istedim.

Mümkün değil.

Çünkü, ne randevu sistemi var. Ne de düzeni. Sabah erken gelen önce randevu alabilmek için kuyrukta bekliyor. Sonra, randevu alınıyor. Sonra bir memur sıradakilerin isimlerini yazıyor. Sonra doktor geliyor. Günlük en az yüz tane hasta bakılıyor.

Sonra, doktordan çıkıp eczaneden ilaç alabilmek için yine birinci kuyrukta kuyruk için sıra alınıyor. Sonra, ikinci kuyrukta sıra alınıyor. Sonra, üçüncü kuyrukta ilaç için sıra alınıyor. Sonra beklenmeye başlanıyor.

Ulaşım bugünkü gibi kolay değil. Yıldırım’da ikamet ediyoruz. Yıldırım’dan SSK Hastanesine ne otobüs var ne de dolmuş. Önce Heykel’e veya Santralgaraj’a geliyoruz. Sonra, buradan ikinci dolmuş ile Çekirge’ye kadar gidiyoruz. Denk gelirse SSK Dolmuşlarına binebiliyoruz. Gelmezse, Çekirge Armutlu Meydanı’ndan SSK Hastanesine kadar yaya yürümek zorunda kalıyoruz.

Bu durum belki bu köşeyi okuyan bazı okurlarım için hikaye anlatımı gibi gelebilir.

Ama değil. Gerçek. İsterlerse yaşları 40’ın üzerinde olanlara, anne- babalarına belki de dedelerine, ninelerine sorabilirler.

O günlerde neler çektiklerimizi öğrenebilirler.

Peki ben bunları neden yazdım?

Seçim üstü verilen vaatlere cevap olarak mı kaleme aldım?

Hayır değil.

Benim yazmamdaki amaç, Bursa’daki otomotiv sektöründeki eylemle ilgili. Ben, seneler öncede böyle film ve senaryoları izleyip yaşadığım için uyarılarda bulunmak istedim.

Yine, alın teri, ekmek, hak arama mücadelesi ismi altında bir takım ideolojik oyunlar oynanıyor. Yine, bazı kişiler, orada belki de insanca yaşam haklarını alabilme adına bulunan işçilerimizin arasına sızmışlar. Propaganda yapıyorlar. Destek adı altında, kendi ideolojilerine güç katma sevdasındalar.

Bu tehlikeyi gördüğüm için yazdım. Hatırlatmakta fayda gördüm.

Çünkü, dün yaşanılan bu karanlık günler, yine böyle masumane eylemlerin provakite edilmesiyle başlamıştı. Yayılmıştı.

Neyse ki, dün sabah duyarlı bazı işçilerimiz TOFAŞ’ta işbaşı yaptılar. Bazıları ise eylemlerine devam ediyorlar.

Hak aramak, hakkını savunmak ve mücadele etmek çok güzel. Yeter ki amaç dışına çıkılmasın.

O zaman, hem işçiler, hem işverenler hem de ülke ekonomisi çok kaybediyor.

Benim hatırlatmak istediğim husus bunlar.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam

BENZER HABERLER

reklam