Yıkıp yakmak çare midir? « Bursa'da Meydan

25 Ekim 2021 - 11:28

Yıkıp yakmak çare midir?

Kurban Bayramını kutladık.

Bazıları kurban keserken, kendileri kurban oldu. Bazı insanlarımız ise, yollarda trafik kazalarına kurban gitti. Mutlu bayram gözyaşı getirdi. Keder getirdi. Matem getirdi.

Kazalarla ilgili söylenecek çok konu var. Yazılac

Yıkıp yakmak çare midir?
Son Güncelleme :

09 Ekim 2014 - 10:29

14 views
reklam

Kurban Bayramını kutladık.

Bazıları kurban keserken, kendileri kurban oldu. Bazı insanlarımız ise, yollarda trafik kazalarına kurban gitti. Mutlu bayram gözyaşı getirdi. Keder getirdi. Matem getirdi.

Kazalarla ilgili söylenecek çok konu var. Yazılacak çok cümleler var. Ama, özetine geldiğimizde, kazaların meydana geliş şekillerine bakıldığında, ilk sırada aşırı sürat ve dikkatsizlik var. İnsanlarımızdan bazıları direksiyon başına oturduklarında kendilerini sanki yolun tek sahibi sanıyorlar.

Sonra da imamın dört kollu kayığına erken binenler arasında alıyorlar. Sadece kendilerine zarar vermiyorlar. Karşıdan gelen, önünde giden, sağında, solunda duran araçlara da zarar veriyorlar. Onların içindeki insanlara da zarar veriyorlar.

Nedeni, dikkatsizlik ve gaz pedalına biraz daha fazla basılması.

Sonucu; beklenmedik ölüm. Yaralanma, maddi hasarlar.

Çoluk-çocuk yollarda per perişan olmalar.

Bayramla ilgili yazılacak pek çok olay var.

Dostların buluşması, ailelerin buluşması, dargınların barıştırılması gibi.

Bütün bunların yanına ikinci günden itibaren ülkemizin cadde ve sokaklarında başlatılan eylemler ön plana çıktı.

Aralarında Bursa’nın da bulunduğu pek çok ilimizde, ilçemizde, cadde ve sokaklar yeniden ateş çemberi haline dönüştürüldü.

İnsanlar yok yere, boş yere öldüler. Yaralandılar.

Kamu binalarına molotoflar atıldı.

Yakıldı. Yıkıldı.

Cadde ortasında lastikler bırakılıp yakıldı.

Çöp konteynırları yakıldı. İçindeki çöpler yollara saçıldı.

Belediye araçları yakıldı.

Özel halk otobüsleri içinde insanlar varken yakıldı.

Peki bütün bunlar ne için yapıldı?

Suriye’deki iç savaş için.

Türkiye’nin bu olaylarla ilgisi ne?

Günahı ne?

…..

Türkiye’nin günahı Suriye’deki iç savaştan kaçıp ülkemize sığınan milyonlarla kişiye kucak açması mıdır?

Dünyaya insanlık dersi verircesine onları bağrına basıp dertleriyle ilgilenmesi, yedirip, içirip, giydirmesi, sağlık tedavilerini yapması mıdır?

….

Yine cevap verilmiyor.

Çünkü, bütün bunlar göz ardı ediliyor.

Olaylar çıkarılıyor. Yakılıp yıkılıyor.

Masum, hiçbir günahı olmayan insanların içinde bulundukları halk otobüsleri taşlanıp, yakılıyor.

Sokaklarda, meydanlarda bölücü sloganlar atılıyor.

Halkın tedirgin olması, çözüm sürecine takoz konulması için sokaklar neden ve yeniden ateş çemberine dönüştürülmek isteniyor?

Bütün amaç Kobani mi?

Yada, Türkiye’de huzur ve güven ortamı oluşmasını istemeyen bazı kişilerin kışkırtmaları mıdır?

Kobani, Türkiye’nin toprağı mıdır ki, Türkiye orada yaşanılanlardan sorumlu tutulsun?

Olaylara bakış açısı tabi ki önemli. Kobani’de akrabaları yakınları olanlar vardır. Onların endişelerine katılmamak mümkün müdür?

Değil. Çünkü, her nerede olursa olsun, insanların ölmesi, öldürülmesi, iç savaş hali olsa bile kurşuna dizilmeleri, boğazlarının kesilmesine, insanların ve toplumların yaşam haklarını tehlikeye sokan terör olaylarına destek verilmesi mümkün müdür?

Tabi ki değil.

O halde, tepki gösterilmesi gerekmez mi? Gerekir. Ama, tepkilerin yakılıp yıkılmakla, insanları tehdit etmekle olmaması gerekir.

Çünkü, bu olaylar kimseye hak kazandırmaz. Aksi halde, haklı iken haksız duruma düşürür. Çünkü, yapılan eylemler kanunlara aykırı.

Hak aramanın da bir şekli şemali var.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam

BENZER HABERLER

reklam