15 TEMMUZ İHANETİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ « Bursa'da Meydan

21 Ekim 2021 - 02:54

15 TEMMUZ İHANETİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

15 TEMMUZ İHANETİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Son Güncelleme :

15 Temmuz 2019 - 11:44

16 views
reklam

15 Temmuz hain darbe girişiminin üçüncü yılında daha sakin bir kafayla olanları değerlendirebiliriz.
Cumhurbaşkanından tutun da, MİT ve diğer istihbarat örgütlerine kadar hiçbirisinin haber alamadığını kabul etmek ne kadar zor bir durum.
Bu öyle bir yapılanma ki; milli eğitimi, yargıyı, orduyu ele geçirmekle kalmamış Cumhurbaşkanının yaverine kadar el atmış çok büyük bir terör örgütü.
Dini bir cemaat olarak ortaya çıkıp da Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde sözde okullar açarak güven tesis eden bu örgüt hakkında büyük bir muhabbet vardı zamanında.
Geçmiş dönemlerin Cumhurbaşkanları Turgut Özal ve Süleyman Demirel’den tutun da Abdullah Gül ve son Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a kadar herkes bu Fetullah Gülen hakkında olumlu kanaat sahibiydi ve açtıkları okullar da büyük beğeni ve takdir topluyordu. Hatta buna DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’i de dâhil edebiliriz.
Toplumun büyük bir kesimi de bu cemaate olumlu bakıyordu. Çünkü bilhassa eğitim alanında açtıkları okullar ve yurtlarda kalan öğrencileri sınavlarda büyük başarılara imza atıyorlardı.
Daha sonradan ortaya çıktı ki; meğerse bunlar soruları çalarak kendi taraftarlarına dağıtıyorlarmış.
 ***
Bu cemaat, aslında dini cemaat görüntüsü altında yapılanarak kendisini gizleyen bir terör örgütüymüş.
Ancak bunu herkes bilmiyordu. Daha doğrusu neredeyse kimse bilmiyordu. Cumhurbaşkanından tutun da bütün önemli isimleri sayabilirsiniz.
Türkiye böyle bir durumla hiç karşılaşmamıştı.
Belki de dünyada bile görülmüş, işitilmiş bir durum değildi.
Öyle sinsi ve gizli bir örgüttü ki bu; bütün devlet kademelerine sızmayı başarmıştı ve bundan ciddi manada, istihbarat örgütleri başta olmak üzere kimsenin haberi olmamıştı. Biraz haberdar olanların uyarıları da dikkate alınmamıştı.
Bu konuda bir anımı aktarayım; darbe sırasında Hollanda’da bulunuyordum. Darbeden sonra Rotterdam şehrinde bulunan İslâm Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ü ziyaret gitmiştim.
O bana anlattı ve dedi ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan ile zaman zaman görüşürüm. Yine bir seferinde Türkiye’ye gittiğimde kendisini ziyaretim sırasında; “Efendim sizin çok yakınınızda olup ve size zarar verecek kişiler var; lütfen dikkat edin ve bunları uzaklaştırın” dediğimde bana “Hocam siz merak etmeyin biz onları araştırarak bu görevlere getiriyoruz” demişti ama sonradan gördük ki en yakınındaki yaveri FETÖ mensubu çıktı.
Demek ki, koskoca cumhurbaşkanı bile bu hainlerin nerelere kadar sızdığından haberdar olamamış.
Kısacası, bu yapı hakkında hepimiz zokayı yuttuk.
 ***
Bu darbe girişiminin ABD ve Almanya destekli olduğu artık dağdaki çobanın bile bildiği bir konudur.
ABD’nin, Afganistan, Libya, Mısır, Irak ve Suriye’de kendi menfaatleri için yapmış olduğu bölüp parçalama, güçsüz düşürme ve yok etme faaliyetlerinin bir benzerini de Türkiye için planlayıp uygulamaya soktuğunu görüyoruz.
Daha önceleri değişik şekillerde planladıkları darbelerde amacına ulaşan ABD yönetimleri bu sefer hiç ummadıkları bir yenilgiyi tattılar ve şok oldular.
Türk milleti seçip başa getirdiği evlatlarına sahip çıktı ve darbe girişimini şehitler vererek geri püskürttü.
Daha önceki darbelerde seçtiklerine (Adnan Menderes) sahip çıkamayan milletimiz bu sefer beklenmedik bir şekilde ayağa kalktı ve bir ibadet aşkıyla darbecilere karşı canını ortaya koyup bu ihanetin başarılı olmasına geçit vermedi.
İşte darbecilerin hesaba katamadıkları konu da tam buydu.
Onlar, milletin tanklar karşısında korkup kaçacağını ve eski darbelerde olduğu gibi sokağa çıkıp müdahalede bulunamayacaklarını düşündüler ama bu sefer başta bulunan Cumhurbaşkanımızın cesur bir kararla milleti meydanlara çağırması ile ayağa kalkıp darbecilerin üzerine yürüyüp tarihi bir milli direnişe imza attılar.
 ***
ABD ve başta Almanya olmak üzere Batı ülkeleri darbede kötü bir duruş sergilemekle kalmamış kaçak FETÖ mensuplarına adeta kucak açmış ve onları barındırmaktadır.
Demek ki neymiş; müttefiklik muhabbetleri de palavradan ibaretmiş. Amaç; Türk ve İslâm dünyasının lideri Türkiye’ye karşı bir operasyonmuş.
Ama bu sefer sert kayaya çarptılar ve bozguna uğradılar.
Allah vaadini tamamlayacaktır.
Velev ki kâfirler istemeseler de…”
 
 
 
 
 
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam