30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ ÖNEMİ « Bursa'da Meydan

14 Mayıs 2021 - 04:59

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ ÖNEMİ

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ ÖNEMİ
Son Güncelleme :

30 Ağustos 2019 - 9:55

reklam

Yurdumuzu istila eden işgalci güçleri temizlemek için 26 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığı’nda Afyon’da başlatmış olduğumuz Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta Dumlupınar Meydan Muharebesi ile zaferle sonuçlanmıştır.
TBMM’de dördüncü kez başkomutanlık yetkisi alan Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruz ile ilgili hazırlıkları gizlilikle yürütmüştür.
Bu süreç ile ilgili çalışmalar Haziran ayından itibaren başlatılmış ve 26 Ağustos’a kadar devam etmiştir.
Anadolu’yu istila etmeye yeltenen Yunanlılar Dumlupınar’da uğradıkları bozgun ile batıya doğru kaçmaya başladılar.
Yunanlıları arkasından kovalayan Türk ordusu 9 Eylül tarihinde Yunanlıları İzmir’den denize dökmeye muvaffak olmuştur.
Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde ordunun başında bizzat Mustafa Kemal Paşa bulunduğu için bu savaşa Başkomutanlık Meydan Muharebesi de denmiştir.
 ***
Osmanlı’dan sonra artık bitti tükendi denilerek yurdu istilâ edilen Türk milleti, bütün cihanda emsali görünmeyen bir kahramanlık destanı yazarak, elinde kalan son ecdat yadigârı vatan topraklarını da kanı canı pahasına, canını dişine takarak müdafaa etmiş ve düşmanın elinden söke söke almasını bilmiştir.
Bütün dünya bir kez daha görmüştür ki; tam yok oldu denildiği zamanda Türk milleti küllerinden tekrar dirilmesini bilmiştir.
Her türlü imkânsızlığa rağmen elde edilen bu büyük başarı tarih sahnesinde varlığımızı tescil etmiştir.
Bundan sonra da bu millet kıyamete kadar dünya milletler ailesinin şerefli bir üyesi olarak var olmaya devam edecektir.
Büyük ecdadımız Osmanlı zamanında üç kıta ve yedi denize hükmeden bu şerefli milletin, dış düşmanların bütün entrikalarına rağmen bundan sonra da dünyaya nizamat vermesi beklenmektedir.
Yeter ki, milli birlik ve beraberliğimizin bozulmasına  müsaade etmeyelim.
Bir olalım, iri olalım ve diri olalım.
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi:
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma nasıl böyle bir imanı boğar;
Medeniyyet dediğin tek başı kalmış canavar.
 ***
30 Ağustos’un mana ve önemini bilhassa genç kuşaklarımıza iyice öğretmeliyiz.
Bu vatanın hangi şartlarda bize emanet bırakıldığının şuuru çocuklarımıza daha küçük yaşlardan itibaren öğretilmeli, adeta beyinlerine nakşedilmelidir.
Yokluk içinde böylesine büyük zaferlere imza atan bu millet yarın daha geniş imkânlarla neler yapmaz ki?
Yeter ki, milli ve manevi değerlerimize sımsıkı sarılalım ve birlik-beraberlik ruhu ile kenetlenerek hep birlikte istikbale yürüyelim.
Bu şartlarda her sahada başaramayacağımız hiçbir şey yoktur.
Çünkü bu milletin mayasında fedakârlık ve kahramanlık vardır.
Binlerce yıllık Türk tarihine baktığımızda bunun şahaser örneklerini görürüz.
 ***
1923 yılında cumhuriyetin kurulması ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu bakiyesi üzerinde yeni bir Türk devleti kurulmuş oldu.
24 milyon kilo metrelik bir coğrafyadan kala kala elimizde 780 bin 500 kilometrelik bir toprak parçası kaldı.
Bunu da bize çok gören dâhili ve harici düşmanlarımız var.
Çünkü biliyorlar ki; bu millet bir silkinirse, tekrar eski muhteşem günlerine geri dönerse bu coğrafyada hesabı olanların işleri bozulur.
Bu nedenle de çevremizdeki düşmanlarımıza her türlü lojistik desteği vererek bizim başsımıza çorap örmeye çalışmaktadırlar.
Ancak şu da bilinmelidir ki; 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine doludizgin koşan Türkiye’yi eskisi gibi kolay tökezletemeyeceklerdir.
Milli ruh ve heyecan ayağa kalkmıştır ve bu millet her türlü yıkıcı ve bölücü planı tersine döndürmeye kararlıdır ve bunu en son 15 Temmuz 2016 hain ve alçak darbe girişimine karşı canını ortaya koyarak göstermiştir.
 
 
 
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam