El insaf ya!.. « Bursa'da Meydan

25 Temmuz 2021 - 19:06

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

El insaf ya!..

Başbakan ikide bir en az üç çocuk yapın diyor…

Tek bir çocuk dahi yapmak için öncelikle resmi nikah şart…

İmam nikahı tek başına yasal değil…

Birlikte yaşama hala Türkiye’nin çok kabulünde değil…

Her şey iyi güzel de, evlenmek isteyenleri düşü

El insaf ya!..
Son Güncelleme :

27 Mayıs 2014 - 11:14

14 views
reklam

Başbakan ikide bir en az üç çocuk yapın diyor…

Tek bir çocuk dahi yapmak için öncelikle resmi nikah şart…

İmam nikahı tek başına yasal değil…

Birlikte yaşama hala Türkiye’nin çok kabulünde değil…

Her şey iyi güzel de, evlenmek isteyenleri düşünen var mı?

Öldüğünde hizmeti bedava yapan Belediyeler, yaşarken evlenenlere ne tür eziyetler yapıyor?

Ölmek bedava, yaşamak haram, evlenmek ise yürek ister diyeyim hadi…

Merkezde 3 belediyemiz var…

Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım…

Bunların da tabi nikah salonları…

Genelde salonları kullanım ücretsiz…

Ne güzel ne güzel…

Ama ne hikmetse, bu belediyeler, teknolojinin artık son noktaya dayandığı çağda, çağdışı bir uygulamayla, salonlarındaki foto-video hizmetlerini taşerona devretmişler…

Yersen!..

Kendin foto çekemezsin…

Video asla…

O bilmem ne milyon piksellik cep telefonunu da kullanamazsın…

Daha salona atmadan, taşerona parayı vereceksin…

O sana, şu kadar foto verecek hesapta…

Düğün esnasında konuklara çatır çatır fotoğraf satacak en az 5 TL’den…

Sonra düğün sahibine de, aynı tarifeden fotolar…

Yok fotoların cd’sini istiyorsan, bayılacaksın bir 150 TL daha…

El insaf ya…

Belediyeler, bu paralarla bize hizmet verecekse vermesin…

Doğumda, düğünde ve ölümde, vatandaşının yanında olsun, karşılıksız…

Bu çok istek mi?

Gökçeada sallandı

Korkularımız depreşti…

Kolay değil…

Gökçeada ile birlikte Çanakkale başta birçok ilimiz sallandı…

Bursa da öyle böyle değil hissetti…

Aaaaa birden 17 Ağustos aklımıza geldi…

Devamı gelir mi?

Bir kere iyice bilinmeli, Türkiye’nin fıtratında deprem diye bir gerçek var…

Her yerinde…

Tek çare, güvenli binalarda oturmak…

Deprem bilincini yerleştirmek…

Yerleşti mi sizce?

Merdivenleri kullanmayın öğütleri yanlış anlaşıldı ki, yaralıların çoğu camdan atlayarak meydana geldi.

Gerçeklerimizle yüzleşmeyi bilemiyoruz bir türlü…

Bu arada depremi az hasarla yaşamamız da süper…

Güzel bir şans…

Gökçeada’dan anında bilgileri aldığım tiyatro yol arkadaşım Göksel Akın ve tüm eski İmrozlu dostlara geçmiş olsun…

Kıranlar kırılanlar zamanı

‘Bütün kapılar kapalıydı. Kapıların önünde ve ardında kırılanlar vardı. Kırılanlar varsa, elbette kıranlar da olacaktı. Kıranların zamanı varsa kırılanların ki de gelecekti. Ve isyan kırılmanın en acımasız, en adaletsiz, en dayanılmaz olduğu yerden yükselirdi her zaman. Ve yeniden yükselecekti.’

Gökçeada deyince…

Hemen bitmiyor tabi ki…

Depremin gündeminden gazeteye geldiğimde, Gökçeadalı bir dosttan harika bir kargo ulaştı…

Öğretmen okulu yıllarına taşıdı beni…

Yazar dost Atalay Girgin…

Bir anda Mehmet Burunkaya, Mehmet Küçükaşık, Necmettin Abilyondlu…

Ve daha nice dost, geçiverdi gözlerimin önünden…

Son kitabı: Kıranlar kırılanlar zamanı…

Lağımpaşalı…

Mehdi ve Mesih…

Başbakan’ın Günlüğü…

Eeee şimdi okuma zamanı…

Tabi ki Girgin’in dilekleriyle;

‘Kırım günlerinin bittiği bir dünya ve ülke özlemiyle.’

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam