Göçmen « Bursa'da Meydan

13 Mayıs 2021 - 16:36
Necmettin ÖZDEMİR

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

Göçmen

Soma da duvar örüldü, maden ocağının kapısına…

Berlin duvarının bile yıkıldığı dünyada, acılarımıza duvar ördük sanki…

Kara mizah gibi yazmıştım, sıkıyönetim ilan edin olsun bitsin diye…

Sıkıyönetim gibi bir hal söz konusu sanki Soma’da…

Neler

Göçmen
Son Güncelleme :

19 Mayıs 2014 - 10:28

10 views
reklam

Soma da duvar örüldü, maden ocağının kapısına…

Berlin duvarının bile yıkıldığı dünyada, acılarımıza duvar ördük sanki…

Kara mizah gibi yazmıştım, sıkıyönetim ilan edin olsun bitsin diye…

Sıkıyönetim gibi bir hal söz konusu sanki Soma’da…

Neler olduğunu bilmeyelim diye mi?

Valilik kararıyla, kent giriş çıkışları kontrol altında…

Soma Türkiye’nin parçası…

Üst üste soruşturmalar açılması…

Olayın üzerine gidileceği izleniminin verilmesi…

Bir daha bu tür acıların yaşanmayacağını hissetmemiz…

Bir tarafımız iyi niyetli…

Diğer tarafımız ise kuşkucu…

Nedense bugüne dek…

Bir daha yaşanmaz dediğimiz her şey, tekrar tekrar önümüze geliyor…

Nasıl ki Cem Karaca’nın zihinlerimize kazıdığı ‘yoksulluk kader olamaz’ şarkısında olduğu gibi, acıların da ‘kader’ olmadığını algılamaz ve bilimsel verilere dayanarak maden işletmeciliğine devam etmezsek, yine bir gün yeni bir acı, yeni bir facia kapımızı çalacaktır…

***

Yaşam odası…

Soma ile birlikte hayatımıza girdi…

Mevzuatta var mı yok mu, çok önemli değil…

Çalışanının değeri var mı yok mu sorusu olayı daha iyi özetliyor…

Ülkemizde yalnız ve yalnızca 4 madende yaşam odası varmış, bunu da öğrendik…

Altın madeni çıkaran Koza Altın, metal madenciliği yapan Tüprag Metal ve bakır madeni işleyen Çayeli Bakır…

Kömür madenlerinin hiçbirinde yaşam odasının olmadığını da öğrendik…

Ovacık işletmesinde 2, Çukuralan’da 1 olmak üzere 3 yaşam odası olan Koza Altın İşletmesi…

Çayeli Bakır İşletmesi’nde toplam 10 tane yaşam odası var. Bunların 3’ü sabit, 7’si mobil halde…

Tüprag Metal Madencilik’e bağlı Efemçukuru Altın Madeni’nde de yaşam odaları mevcut…

Demek ki, insan hayatı söz konusuysa, mevzuat önemli değil…

***

Bugün, biraz geriye gidelim…

Yaşanan acılar döneminde az da olsa yüreğimize su serpecek anekdotlar paylaşalım…

Bir ülke var…

Adı Türkiye…

O Ülkenin de başbakanı vardı…

Adı Bülent Ecevit…

2006 yılında aramızdan ayrıldı…

Gazeteciydi…

Şairdi…

Siyasetçiydi…

Ressam bir anne ile adli tıp profesörü bir babanın oğlu…

Bildiğim kadarıyla serveti…

Ankara Or-An da mütevazi bir evi, kitapları…

Son dönemde Soma faciası ile birlikte…

Geçmişte yaşanan acılar da hatırlanır oldu…

Ve sosyal paylaşım alanında, geriye dönük anekdotlar…

Biri de Bülent Ecevit’e ait…

Aynen aktarsak ayıp olmaz değil mi?

“Bir maden kazası olmuştu, evindeydi.
Haberi duyar duymaz sefer tasına yemeğini koydu ve makam aracına binerek, kazanın olduğu madene doğru yola çıktı, yolu uzun, yol şartları zordu…
Umursamadı ve kazadan saatler sonra kaza olan madene ulaştı.
Derhal talimat verdi ve kendisi için madenci kıyafeti istedi…
– Aman efendim… dediler.
Umursamadı, kıyafeti yeniden istedi, gelen kıyafeti giydi ve kurtarma çalışmalarına destek vermek için madene doğru yürüyerek, gönüllü madencilerin arasında gözden kayboldu !
Bu kişi kimdi biliyor musunuz?
Kendisi, Bülent Ecevit’ti…
Türkiye Cumhuriyeti başbakanıydı…
4 gün o madende sıradan bir işçi gibi gönüllü olarak çalıştı.
Madende kaldığı dört günü mazeret izni olarak, kaleme aldığı bir dilekçeyle… O ayki maaşından düşürttü.”

***

Gerçekten masal gibi gelen, inanamadığımız gerçekler…

Hani insanın içinden bu Türkiye’de mi yaşanmış diye inanası gelmiyor…

Kendi yurdunda göçmen gibi insanlar, yürek kanamaz, kalp sızlamaz mı?

Şair Ecevit’in dizeleri, Edip Akbayram’ın icrasıyla dinlediğimiz…

İşte o şiir…

GÖÇMEN…

Sevdiklerimin başında bir bilmediğim
Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında
Yurdum olmadan sıladayım
Kimsem ölmeden yasta
Yollarda gözlediğim ne
Mektuplarda beklediğim ne
Nereden sürmüşler beni buralar nere
Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Buralara konmuş göçmen olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. MEVLANA

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam