Güllük gülistanlık mı? « Bursa'da Meydan

25 Ekim 2021 - 11:28

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

Güllük gülistanlık mı?

Güllük gülistanlık mı?
Son Güncelleme :

10 Mart 2017 - 9:22

16 views
reklam

Ucunu bucağını kaçırırız…

Ülke olarak dış borcumuz dış ticaret açığımız büyürken, bir gün karşılığını ödemeyecekmiş gibi, bireyler olarak biz de açıldıkça açılırız.

Her günümüzün güllük gülistanlık olacağını düşünürüz.

Yaşanan global krizlerin de bizi hep teğet geçeceğini varsayarız.

Dolar çıkınca…

Ekonomik sıkıntılar başlayınca…

Nasıl ülkeler yeni kaynak arayışına girerse, bireyler de aynı yolu mubah görüverir…

Sonu olmayan yol gibidir aslında.

Ülkeler için de, kurumlar için de, bireyler için de…

Bugün Bursa’nın markası Bursaspor’a bir göz atalım.

Borç girdabında nefes almasını, Bursa milletvekillerinin çabası, başkanın kendini borçlandırma yoluyla çözdü.

Devlete olan borçlarını yapılandırdı.

Borcu yoktur kağıdını aldı.

Ancak bu borcu yoktur ibaresi, her yıl tekrar ede ede, borç ödeyen değil, faizini ödeyen kulübe dönüştü.

Bildiğim kadarıyla Maliye, 5 yıllık bir süreç sonunda yeniden yapılandırmaya gitmiyor.

Bu açıdan bakıldığında da, şayet yine vekiller, bakanlar devreye girmezse Bursaspor’un zor durumu daha da zorlaşacak.

Çözüm bir an önce küçülmek ve alt yapıya ağırlık veren A takıma hızla gidebilmek.

Bu konuda Bursaspor’un şansı da var, Adnan Örnek eliyle bunu başarmak mümkün.

Ne yönetim değiştirmek, ne de teknik adam, hiçbiri çözüm değil.

Uzun vadeli başarı programı şart.

***

Şu an yaşadığımız bir kör dövüş…

Referanduma kitlendik.

Malum her seçim, her oy verme işlemi inanılmaz bir bütçe harcıyor.

Onun dışında partiler, kurumlar da harcamaya devam ediyor.

O anlarda ekonomiyi unutup, vaatler ekonomisine geçiyoruz.

Onu kaldır, bunu indir, yükü arttır…

Oy verme bir bitsin, ondan sonra görün, zammı…

Bu yıllardır böyle.

***

Ülkemizin sıkıntılarını da artıran bir neden de mülteciler.

Bizim ölçeğimizde bunca mülteciye kapılarını açan bir başka ülke yoktur.

Kapıları açmak neyse de, onlara barınma, destek sağlama da cabası.

Kolay değil…

Hayatta kalabilmek için Türkiye’yi seçtiler, zorunlu da olsa.

Avrupa’ya kaçabilmek uğruna da canlarından oldular.

Şu an çözüm onları dışlamak, aşağılamak değil, entegre edebilmek, dönecek olanların ülkelerinde güvenli bölge yaratabilmek.

***

Ekonomiyi iyi yola koyabilmek, tek başına iktidarların yapabileceği bir iş değil.

Ülke olarak bu yükün altından kalkabilmek için, işbirliği-güç birliği şart…

Son yıllarda bu bütünlüğü bir tek Yenikapı’da yakaladık.

Ne hikmetse de o ruhu da yok etmeyi becerdik…

Şu anlamsız söylemlerden de kurtulmak lazım;

-Ben hayır diyeceğim…

-Ben evet diyeceğim…

İyi güzel de bize ne?

Ülkenin geleceği için evet diyenin de, hayır diyenin de bir olması şart.

Suçlayarak, karalayarak, çamur atarak elimizde kalan yalnızca ‘ayrılıkları’ körüklemek olabilir.

Bilmemiz gereken, evet diyen de, hayır diyen de bu ülkenin vatandaşları.

Ve yine ülkelerinin evet-hayır oylarıyla daha iyi olacağına inanıyorlar.

Bir ülkede evet çıktı diye demokrasi gitmez, hayır çıktı diye de demokrasi gelmez.

Birbirimize saygılı olursak, zaten demokratik bir ortamı biz yaratırız.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam