Huzursuzluk! « Bursa'da Meydan

27 Ekim 2021 - 22:19

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

Huzursuzluk!

Huzursuzluk!
Son Güncelleme :

11 Şubat 2018 - 2:09

17 views
reklam

Biz yine bugünlerde İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi Almanyası’nın aydınları gibi olduk.
Kimisi direniyor, kimisi işine devam etmek için rejimle uzlaşıyor, kimisi susup görmezden geliyor.
Ama eğer tanınan bir insansan ve toplumla iletişim kurabiliyorsan bunları görerek susmak da bir uzlaşmadır tabii.
Türkiye, hayatları haber bültenleriyle değişen insanlar ülkesidir…”
Yukarıdaki sözler, Zülfü Livaneli’nin son kitabının tanıtımı babında verdiği söyleşiden…
Şöyle bir geriye bakıp hatırlamaya çabalıyorum…
Terör örgütleri insanları katlederken…
Terör örgütleri bombaları patlatırken…
Terör örgütleri hedef gözetmeksizin öldürürken…
Aydınlar (!) ne yaptı?
Yukarıdaki satırların sahibi sanatçı ne yaptı?
Maalesef ‘Nazi Almanyası’nın aydınları gibi’ PKK terör örgütünün vahşetini görünür kılmadılar.
O vahşetle ilgili kalemlerini oynatmadılar.
Bugün gelinin noktada, bu sözleri sarf etmek, çok içten olmasa gerek.
OHAL dolayısıyla kitabının afişlerinin asılmasının yasaklanmasını da çok güzel yorumlayarak şu cümleyle bitirmesi ilginç değil mi?
Ama afişi yasaklayarak okurun ilgisini kesemediler. ‘Huzursuzluk’, 15 günde 250 bine ulaştı.”
***
Sağcısı solcusu, ortası yolcusu…
Maalesef ülkemizde terör örgütleri eylemlerinin yapan örgüte göre değerlendirildiğini hep gördük.
Ankara katliamı sonrası yaşananlar da aklımızda.
Kim olursa olsun, bu anlayışı terk etmeli…
Orta doğu kan gölüne dönerken, aktörler ortada değil mi?
ABD ve Rusya askeri güçleri konuşlanmış…
Kendi besledikleri terör örgütleriyle mikser görevlerine devam ediyorlar.
Konu onların çıkarıysa, yapmayacakları iş, katliam yok.
***
Türkiye, sınır güvenliği için sınır ötesinde.
Ve bu çok haklı duruma rağmen, çok uluslu güçlerin oyununa gelmemek için de sürekli değişen taktik uygulamak zorunda.
Sorun bataklığa girmek de değil, sorun kimin dost, kimin ne zaman düşman olacağını bilmediğin bir mecraya girmekte.
***
Tabi ülkemizdeki mültecileri de unutmamak gerekir.
Onların büyük bir bölümü 18 yaş altı…
Büyük bir bölümü de çocuk…
Ve bu insanların büyük bir çoğunluğu da ailelerinden en az bir bireyi kaybetmiş.
Ve yine mültecilerin hemen hemen tamamı hala ‘şok’ halinde.
Savaş ortamından kaçarak ülkemize sığınmışlar.
Onları iterek, dışlayarak, olsa olsa tehlikeli bir grup yaratırız.
Onları anlamaya gayret etmeli.
Devlet gereken psikolojik desteği verebilmeli.
Topluma kazandırmak için eğitim sistemine dahil edilebilmeli.
Uzun bir süreç.
Kimse onların Suriye’ye geriye döneceğini de düşünmemeli.
Belki çok azı dönebilir.
Ama bilin ki çoğu artık bu ülkede hayatını sürdürecek.
Öfkeyi, dedikoduyu bir yana bırakıp empati yapmaya ne dersiniz?
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam