Kutlu olsun mu? « Bursa'da Meydan

11 Mayıs 2021 - 16:28
Necmettin ÖZDEMİR

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

Kutlu olsun mu?

İçerikten çok şekil…

Nitelikten çok nicelik…

Bazen iyi, bazen de kötü diyesi geliyor insanın…

Neyin iyi, neyin kötü olduğunu da yine biz belirliyoruz…

Sözgelimi, Almanya Büyükelçisi Eberhard Pohl kentimize geliyor ve Özlüce’de Alman teknik ada

Kutlu olsun mu?
Son Güncelleme :

14 Şubat 2014 - 15:27

17 views
reklam

İçerikten çok şekil…

Nitelikten çok nicelik…

Bazen iyi, bazen de kötü diyesi geliyor insanın…

Neyin iyi, neyin kötü olduğunu da yine biz belirliyoruz…

Sözgelimi, Almanya Büyükelçisi Eberhard Pohl kentimize geliyor ve Özlüce’de Alman teknik adam Daum’u ziyaret ediyor…

Almanya’nın Türkiye’deki elçisinden söz ediyoruz…

Ve…

Daum’la hasret gideriyorlar…

Bir anlamda Almanya, Türkiye’de çalışan bir vatandaşının yanında olduğu mesajı veriyor…

Fotoğraf karelerine bakıyorum, Daum masanın kıyısına oturmuş. Büyükelçiyle sohbette…

Kareyi ters çeviriyorum…

Bir Türk büyükelçisi, yurtdışında bir teknik adamımızı ziyaret etse…

Teknik adamımız masanın üzerine otursa…

Haberler-yorumlar hemen gözümün önüne geliyor…

Adamın işi bir tarafa bırakılır, neler yazılır, söylenir…

‘Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz’ deriz de, oturuşuna, duruşuna bakarız…

***

Bu hiç değişmez ama…

Başarılı bir sanatçıdır, biz onun sanatıyla değil, özel hayatıyla ilgileniriz…

Oyunundan bir kare, filminden bir sahneden çok, nerelere gidiyor, neler yapıyoruzunla ilgiliyizdir…

Ama bu, hayatımızın her alanında böyle değil mi?

İlkokuldan başlayarak tek tip kıyafet…

Mevcut iktidar, bunda bir değişikliğe gitmeye kalktı, tek tip olana karşı olanlar da dahil herkes buna karşı koydu…

Velilere bıraktık ayağıyla eski tas eski hamam…

Atasözünde olduğu gibi, ‘eski köye yeni adet getirme’ dendi gibi…

***

Çocuğunuz başarılıdır, daha çok başarılı olmasını istersiniz…

Başka çocuklarla kıyaslarsınız…

Başarısız olur, başarılı olmasından çok, sanki çok matah bir şeymiş gibi kendi hayatınızdan örnekler vermeye başlarsınız…

-Biz ne çok çektik, ne zor şartlarda… diye başlayan kelimelerle…

Kendimiz, kendimiz için yaşamadığımız gibi, çocukları da kendileri için yaşamamaya şartlandırırız…

Ne acı, bir çocuğun hep anne-babasını mutlu edebilmek için hareket etmesi, onları mutlu edebilmek için inanmadığı okullara gitmesi, inanmadığı meslekleri yapması…

Nerden nereye misali, daldan dala gezinti gibi oldu yazım…

Özünde şekilden uzaklaşmak, öze dönmek…

Nicelikten arınıp, niteliğe önem vermek…

***

14 Şubat gününe denk düşün bir yazıda…

Lay lay lom…

Hadi güzel bir gün…

Sarılın, kucaklaşıp kubatlaşın…

Tarihi, nedeni anlaşılmadan, ticari bir güne dönüşen, bu günde ne yazmalı ki?

Böyle zamanlarda dostlar ne güne?

Sevgili arkadaşım Özlem Üney’in kelimeleriyle noktayı koyayım yazıya…

“Yaaaa var ya, eğer bir sevgilim olsaydı herhalde 14 Şubat’a dair yapılan reklam ve çığırtkanlıklardan dolayı kesin ayrılırdım.

Ne kadar sevginin önemini, değerini bilen anlayan sevgi dolu bir milletmişiz de benim haberim yokmuş.

Kafamı, gözümü, kulağımı nereye döndürsem saçma sapan reklamlar sevgiye dair.

Kırmızı kalp görmekten midem bulandı…

İnsanı sevmekten ve sevgili olmaktan soğutan bir “SEVGİLİLER GÜNÜ” kutlu… mutlu… hayırlı olsun…”

Olsun mu?

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam