Ne oluyor bize? « Bursa'da Meydan

19 Eylül 2021 - 15:14

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

Ne oluyor bize?

Gazetelerde yazarlar arası atışmalar…

Dozunda ve ayarında ise hoş…

Zaman zaman da gazeteler arası atışma, hoşluğun sınırlarını aşıp savaşa dönüşüyor.

Tabi ki yazarlara da, gazete politikalarına da yansıyor…

Televizyonlar da medyanın ayrı mecra

Ne oluyor bize?
Son Güncelleme :

29 Eylül 2014 - 15:21

15 views
reklam

Gazetelerde yazarlar arası atışmalar…

Dozunda ve ayarında ise hoş…

Zaman zaman da gazeteler arası atışma, hoşluğun sınırlarını aşıp savaşa dönüşüyor.

Tabi ki yazarlara da, gazete politikalarına da yansıyor…

Televizyonlar da medyanın ayrı mecrası…

Kavganın temelinde eskiden ‘reklam’ pastası yatardı, şimdilerde ise yine dolaylı olarak ‘gelir’ ama daha çok ‘çıkar’ kavgasına dönüştü…

Değişmez yazgı gibi, iktidar yanlılığı…

Muhaliflik zor tabi ki…

Bir bakıyorsunuz tek ses, tek nefes medya…

Yaşanan gerçeği yadsımak, sözüm ona anlamsız temennilerde bulunmak komik olur.

Sözgelimi biz, AK Parti il başkanına yönelik eleştirel yazılardan dolayı nasibimizi aldık…

Komik olan bir haftalık gazete, yazarının yerini boş bırakıp, aynı il başkanının isteği üzerine yazıyı koymadıklarını, gazeteye koydu…

Kimseden tıs yok.

Nedir bu diyen yok…

Habire bize dava açan İl Başkanı çıkıp da diyemiyor mu, benim öyle bir isteğim olmadı.

Tuhaflıklar…

***

Bu kez bir yazar, internet sitesinde yazdığı yazıdan dolayı, bir başka TV’cilik yapanların saldırısına uğruyor…

İddia bu…

Rapor da almış sevgili Mustafa Gültekin kardeşim…

İddiaya göre de saldıranların içinde Köy TV Genel Müdürü kardeşimiz Hakan Özkul da var…

İşin tuhafı bu iki arkadaş da medya dünyasında…

Ve Allah kabul etsin 5 vakit namazlarını kaçırmazlar…

Mustafa kardeşim AK Parti cenahından…

Hakan kardeşimiz de Haydar Baş cenahından…

Ve işin ilginci de saldırı cami önünde, namaz çıkışında gerçekleşiyor…

Nasıl bir utançtır bu…

Her iki kardeşimle de dünyaya bakış açılarımız farklı…

Ancak Mustafa Gültekin kardeşime saldırılmasına neden olan yazıyı noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum, geçmiş olsun dilekleriyle…

Saldırarak kimsenin sesini kısamazsınız…

***

Baş’ın kendisini inkârla imtihanı!

Haydar Baş’la,
Şahsen daha sonraki yıllarda tanışma imkânı bulduysam da, cemaatini daha lise yıllarımda tanıdım, Milli Güvenlik dersinden çakan sıra arkadaşım Necip’in sayesinde…

Fetullah Gülen’in
Sızıntı Dergisi’ne denk, Haydar Baş’ın da İcmal Dergisi vardı. Gülen’in AksiyonDergisi’ne karşılık, Baş’ın da, Mesaj Dergisi vardı. Gülen’in Samanyolu Tv’si neyse,Baş’ın da MeltemTv’si, Gülen’in Zaman Gazetesi neyse Baş’ın da Yeni MesajGazetesi odur…

Öğrenci yurtlarından
Özel okullara kadar “hizmet!” yöntemleri Gülen ile paralellik arz ediyordu. Tek fark Baş’ın cemaati, Gülen’i zerre kadar sevmez ve yerden yere vururdu…

Dün gibi hatırlıyorum,
Haydar Baş, Bursa’ya geldi ve Necip’in ısrarlı davetiyle ben de o sohbette bulundum. Gerçekte babaları olmayan birisine, “Haydar Baba” demelerini yadırgasam da zikirle başlayan, soru cevapla sonlanan sohbeti sonuna kadar takip ettim. Hatta dinleyicilerden birisi, “Hocam! Müslümanlar bir sürü cemaatlere ayrılmış, maksat dine hizmet ise neden birleşmiyorsunuz?” demiş ve Refah Partisi’ni neden desteklemediklerini sormuştu da, sorup soracağına bin pişman olmuştu. Zira Haydar Hoca soruya kızınca müritleri adamı derdest edip dışarı çıkarmışlardı… Meraklı bir lise öğrencisi olarak şaşkın bakışlarla izlemiştim bu enstantaneyi ki; sonraki zamanlarda bu tavrı benimsemediğimi defaatle Necip’e söyledim…

O gün Haydar Hoca,
Refah Partisi’ni neden desteklemediklerini, kendi tarikatlarının büyük bir gemi, siyasetin ise sadece bir kayık olduğunu tasvir edip, “gemi kayığa binerse kayık batar” şeklinde açıklamıştı ve illa ki; birleşme olacaksa “Onlar bize katılsın” demişti…

Hoş
Yıllar sonra Haydar Hoca, Bağımsız Türkiye Partisi’ni kurup genel başkanlığını yapmaya başlayınca kendisi siyaset kayığına binmiş oldu ve bunu da Necip’e hatırlatmıştım…

Ve fakat
Haydar Baş’ın, sonraki yıllarda kitabını da yazdığı, “Milli Ekonomi Modeli” sunumlarını önemsedim. Zira fikir tabanlı bir proje ortaya koymayı, bunu paylaşmayı, tartışmayı değerli buluyorum. Bu değerin altını çizen yazılar yazarak hakkını teslim etmeye de çalıştım çoğu zaman… Nitekin Necip ve Haydar Baş bu yazılarımı da biliyor…

Bunca şeyi niye mi anlattım şimdi?
Biliyorsunuz, CHP ve MHP’nin öncülüğünde Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir “Çatı”formülü geliştirildi ve bugün aralarında Haydar Baş’ın partisi BTP’nin de bulunduğu beş parti destek bildirgesi imzaları…

Burada
İlk bakışta bir şey yok gibi gelse de çok şey var aslında… Özellikle Haydar Baş, partisi ve cemaati için ibretlik bir manzara var…

Zira
Yukarıda da altını çizdiğim gibi, Baş ile Gülen’in paralellik gösteren “hizmet!” anlayışlarında belirgin fark, Baş’ın cemaatinin Gülen’i yerden yere vurmasıydı. O kadar ki; cemaat mensupları Fetullah Gülen’e, “boynunda haç taşıyan adam” diyecek kadar mesafeliydiler…

Ne var ki;
Bugün, özü sırf Tayyip Erdoğan düşmanlığı olan ve projesi Pensilvanya’da çizilen çürük “Çatı”ya bir çivi de Haydar Baş çaktı. Bu durum seçimin kaderini elbette değiştirmez fakat insanların Haydar Baş’a bakışını çok değiştirir. Dün, “boynunda haç taşıyan adam”muamelesi yaptığınız Paralel Yapı’yla paralel işlere imza atmak en hafifinden insanın kendisini inkârdır… Düşünün! “Bağımsız Türkiye” söylemiyle yazılan “Milli Ekonomi Modeli”nden, Paralel Yapı modeline payandalığa… Sizce de acıklı bir mesafe alış değil mi? Öyle, fakat yine de iyi tarafından bakın derim. Zira şapka düştü kel göründü…

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam