Öğrenci olmak hiç kolay değil « Bursa'da Meydan

11 Mayıs 2021 - 16:34
Necmettin ÖZDEMİR

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

Öğrenci olmak hiç kolay değil

Eğitimci olmak zor iş diyerek başladık yazıya, hemen bir yanıt geldi, DTCF’li arkadaştan… Emekli öğretmen Cumali Güngör… Öylesine şık bir şekilde yaklaşmış ki konuya, tek cümleyle özetler gibi; ‘Öğrenci olmak hiç kolay değil’

Gerçekten öğrenci olmak ba

Öğrenci olmak hiç kolay değil
Son Güncelleme :

23 Eylül 2014 - 19:48

11 views
reklam

Eğitimci olmak zor iş diyerek başladık yazıya, hemen bir yanıt geldi, DTCF’li arkadaştan… Emekli öğretmen Cumali Güngör… Öylesine şık bir şekilde yaklaşmış ki konuya, tek cümleyle özetler gibi; ‘Öğrenci olmak hiç kolay değil’

Gerçekten öğrenci olmak başlı başına bir zorluk…

Çocukluğunu yaşamayan öğrencilerin adeta yarış atına döndürüldüğü bir kulvar…

Ne çok insan var ülkemizde, ya sistem nedeniyle, ya da anne-babalarının hayallerini gerçekleştirmek için sevmedikleri bölümlerde okuyup mezun olan ve başka mecralarda hayatlarını sürdüren…

Mutsuz insan yetiştirmek için yarışıyoruz sanki.

VARLIĞINI YOK SAYIYORUZ

Nasıl ki hasta hakları tabelalarda kalıyor ise, öğrencilerin hakları da çok bilinmiyor.

Ya da bilinse de, velilerin ‘Eti senin kemiği benim’ anlayışı, öğrencinin kişiliğini, varlığını yok sayıyor…

Bir yöntem olarak yıllardır ‘ödül-ceza’ya sarılıyor, çocuklarımızı kendileri için bir şey üretmelerinden uzak tutuyoruz.

İÇİMİZE SU SERPİYOR

Sözgelimi kentimizden bir portre Şahali Gökçe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni… Öğrencilerine ödül-ceza yönteminin gereksizliğini anlatıyor. Bu yönde eğitimcilerin varlığı da inanın içimize su serpiyor. Çocuk hakları… diğer bir deyişle öğrenci hakları için ne yapabiliriz?

HAKLAR ÖNCE ÖĞRETMENLERE ÖĞRETİLMELİ

Çocuk hakları konusunda öğretmenlerin aydınlatılması oldukça önemlidir. Ancak bizim ülkemizde haklar yöneticiler tarafından çerçeveletilir, uygun bir yere asılır. Böylece hakların öğretildiği zannedilir. Oysa çocuk hakları öğretmen olacak adaylara başlı başına bir ders olarak verilmelidir. Bu da eğitim fakültelerinde olması gerekiyor. Ancak bildiğim kadarıyla eğitim fakültelerinin ders programlarında çocuk hakları diye bir ders yoktur. 18 Yaşına kadar herkes çocuk ise, ilk ve orta öğretimde olan öğrenciler çocuktur. Çünkü istisnalar hariç bunların tamamı 18 yaşın altındadırlar.

BİZE SUSMAK DÜŞTÜ

Pedagog… Bilim insanı… Üniversite öğretim üyesi… Bir dost Saniye Balcı… Konuyla ilgili öyle güzel kaleme almış ki konuyu… Ne de olsa onun işi, alanı… Bize biraz susmak düştü tabi ki… Klasik bir portre değil de, eğitim gününde çekilen fotoğrafını yazısına ekledim… Eğitim gününde Saniye Balcı canlı heykel/mim oyuncusuyla… Taklitler sonunda dayanamayıp koy veriyor kahkahayı… ‘iyi dalga geçti benimle’ diye özetliyor durumu… Hep birlikte kahkahalar atıp, gülümsememiz eksik olmasın dileğiyle…

Yaşanabilir bir dünya için

Saniye BALCI

Çok geniş konu aslında, eğitimde şiddet deyince, akla fiziksel şiddetin yanı sıra duygusal şiddet, reddetmek, soyutlamak, yıldırmak, küçük düşürmek gibi, gözle görülmese de fiziksel şiddet kadar önemli türleri de geliyor.

Bütün bunlara girmeyeceğim…

Bence her şeyden önce herkes öğretmen olamaz, bunu görebilmeliyiz.

Öğretmenlik çok farklı bir meslek.

Farklı meziyetler gerektirir.

Herşeyden önce yaratıcı olabilmeli…

Farkı durumlarda, farklı yaklaşımları olabilmeli…

Yaratıcı olmayan öğretmen, bilgi dışında çocuğa fazla bir şey veremez.

Gerektiğinde çocukla çocuk olabilmeli…

İnsana saygısı olmalı öğretmenin…

Bizde bir söz vardır; Büyüklere saygı, çocuklara sevgi duymalıyız diye, bence çocuklara da sevginin yanı sıra saygı duyulmalı…

Öğretmen aynı zamanda kendi özeleştirisini yapabilmeli, bunu yapamayan öğretmen, en küçük bir olumsuzlukta başkasını suçlar, başkalarında hata arar.

Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre, erkek öğretmenlerin 4’de üçü, kadın öğretmenlerin yarısı, öğrencilerine şiddet uygulamakta…

Ben de inanmamıştım ama maalesef…

Ve bu öğretmenlerin hepsinin geçmişlerinde aynı tip fiziksel ya da diğer türde şiddete maruz kaldıklarını görüyoruz.

Geçmişte kendi yaşadıklarını bu defa kendileri tekrarlamakta.

Ve derken visious circle, kısır döngü…

Ama başka ne olabilir ki?

Bizde yine eski bir söz vardır, veli çocuğunu öğretmenine teslim ederken, daha ilk günden ‘eti senin kemiği benim’ diyor, bu söz aslında her şeyi ifade etmiyor mu?

Eğitim anlayışı eğer buysa, daha ne bekleyebiliriz?

Şiddete maruz kalan, fiziksel cezalarla terbiye edildiği düşünülen çocuklar, kendileri de bu yola başvururlar, kaba güçle her şeyin çözülebileceğini düşünür ve kendisi de bu yola başvurur.

Öğretmenlik çok önemli bir meslek…

Çocuklar bizim geleceğimiz…

Gelecekte daha güzel ve daha yaşanabilir bir dünya için, çocukların önemi büyük…

Onlara insan sevgisini, her şeyden önce insana, doğaya sevgi ve saygıyı vermek lazım…

Bu ancak kaliteli iyi öğretmenlerle olur.

*****

İŞTE ÖĞRENCİ HAKLARI

1.Öğretmenlerden ve akranlarımdan saygı görme hakkım vardır.
2.Tercih ettiğim adımla çağrılma hakkım vardır.
3.Olumlu bir havada öğrenim görme hakkım vardır.
4.Başarısız olma ve başarı hakkım vardır.
5.Dürüst, adil ve başarılı öğretim hakkım vardır.
6.Dolaysız ve açık biçimde iletişim kurma hakkım vardır.
7.Fiziksel, duygusal, toplumsal, entelektüel, yaratıcı, cinsel, güvenlik hakkım vardır.
8.Haklarımı koruyan toplumsal yapıları talep etme hakkım vardır.
9.Haklarım-öğretmenler veya arkadaşlar tarafından tehdit edildiğinde yardım isteme hakkım vardır.
10.Kişiler-kişiler arası ya da eğitsel zorluklar yaşadığımda yardım ricasında bulunma hakkım vardır.
11.Öğretmenler ya da arkadaşlar ifade edilmiş şikayetleri yanıtlamaya hazır değillerse yardım için otorite sahibi diğer kimselere gitme hakkım vardır.

(Avukat Elvan AKKAYA)

Dramatize etmeyi biliyoruz

Dizi film izler gibi hayata bakıyoruz…

Çocuklarımıza şiddet uyguluyoruz… Şiddet ille dayak değil, psikolojik baskıdan tutun da, onu toplum içinde küçük düşürmeye yönelik tavırlar…

Öğretmenler de bu toplumun parçası olarak, aynı tavrı okullarda zaman zaman yaşıyoruz. Sonra hikaye yazıyoruz…

Aman çocuklar bonzai batağında…

Yazık ya, karnesinde zayıf var diye hayatını sonlandırmış…

Ama hiç düşünmeyiz, bizler bu çocukların kendilerine olan özgüvenlerini yitirirken, ne yapmaktayız?

Çocuğunun kulağını çeken anne-baba ya da öğretmeni…

Ona bir tokat atan…

Ona ceza uygulayıp kendi egosunu, gücünü o yolla kanıtlayıp, çocuğun psikolojisini bozan anne-baba ve öğretmen…

Sokaktaki her çocukta, uyuşturucu yüzünden canından olan her çocukta, alkol batağına saplanan her çocukta, sizlerin hiç mi vebaliniz yok?

YARIN ‘Eğitimde doğru bildiğimiz yanlışlar’

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam