‘Oy’un alanı Türkiye « Bursa'da Meydan

14 Mayıs 2021 - 02:57
Necmettin ÖZDEMİR

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

‘Oy’un alanı Türkiye

Türkiye Berkin için ağlarken…

Türkiye, ekmek almak için bakkala giden çocuğun yaşam mücadelesini kaybettiği acıyı yaşarken, hala yasını tutan insanlara, hala gaz bombası atılmasını içine sindiremiyor…

Nasıl bir Türkiye arzuluyor, hayal ediyoruz 2023

‘Oy’un alanı Türkiye
Son Güncelleme :

13 Mart 2014 - 10:08

17 views
reklam

Türkiye Berkin için ağlarken…

Türkiye, ekmek almak için bakkala giden çocuğun yaşam mücadelesini kaybettiği acıyı yaşarken, hala yasını tutan insanlara, hala gaz bombası atılmasını içine sindiremiyor…

Nasıl bir Türkiye arzuluyor, hayal ediyoruz 2023’de?

Anlamak istiyorum, anlayamıyorum…

Herkes kötü, herkes vatan haini, herkes TC düşmanı mı?

Oysa, bu ülkenin bir çok aydını, sanatçısı ve halkının büyük bölümü, ‘YETMEZ AMA EVET’ demişti…

Ne için?

Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla insana değer veren anlayış için…

Yetmez ama evet diyenlerin vicdanlarının sızladığını hissediyorum…

İnanın YETTİ ARTIK…

***

Demokrasi, karşındakinin özgürlüğüne tahammül edebilme anlayışıdır…

Demokrasi, her kesimin özgürce düşüncelerini ortaya koyabilme özgürlüğüdür…

Benden olanın da olmayanın da eşitliğidir…

Sanırım KANDIRILDIK…

Sanırım ALDATILDIK…

***

Milliyetçi toplumculuk, literatür karşılığı nasyonal sosyalizm anlayışıyla yola çıkan, hareketler dünyaya vahşeti yaşattı…

Yalnızca sosyalizm anlayışıyla yola çıkan anlayışlar da bırakın dünyaya, kendi insanlarının dahi hayatlarını aldı.

Hitler ve Stalin’i nasıl bilirsiniz?

Hitler’in vahşetini bilmeyen yoktur…

Stalin’in ki biraz sır gibidir, çünkü içerde yaşanmıştır…

Vladimir Lenin…

Josef Stalin…

Lev Troçki…

Ve…

Sultan Galiyev…

Sovyet devriminin 4 mimarı…

Lenin’den sonra…

Galiyev de, Troçki de, Stalin tarafından katledilen iki isim…

Nedense Sultan Galiyev, ülkemizde bilinmemektedir.

Oysa…

Türk-Müslüman dünyasının lideridir aynı zamanda…

***

Devir değişti…

Dönem değişti…

Global dünyanın küçük ülkelerine dönüştük…

Milliyetçilik gazıyla sömürü aşağı seyrederken, bu kez din üzerinden zaten yapıla gelen mezhep ayrımcılığı, bu kez din sömürüsüne dönüştü…

Bosna’da insanlar, keskin nişancıların kurşunlarına hedef olurken, toplu katliamlar yaşanırken, dünya sessizce izledi…

Çünkü bir anlamda Müslüman avıydı bu…

Sessizce…

Av bitince, insanlıkları aklına geldi…

***

Ve tabi ki bizim gibi ülkelerde, din öne çıktı…

Müslümanların özgürlüğü…

Hatırlayın, her Cuma çıkışı kentimiz de dahil insanlar namaz çıkışı Filistin’deki direnişin arkasında olduklarını ya da başörtüsü özgürlüğü için seslerini yükseltiyordu…

Her cami önünde, bir miktar da polis…

Cuma’ya bile korkar oldu çok kimse…

Şimdi her Cuma, Türkiye’de yaşanan acılar için sesler yükseliyor mu?

Tabi ki hayır…

***

Din istismarı…

Halkın eğitim düzeyinin düşüklüğü…

Öyle birbirine girdi ki…

Irak’ta başlayan ‘nükleer’ arama…

Irak’ı yerle bir etti…

Irak halkı özgür mü şimdi…

Özgür Libya diyen Avrupa, ABD, BM… her neyse, Libya’yı yerle bir ettiler, uçaklarıyla…

Libya şimdi özgür mü?

Suriye…

Dokunulacak yeni yer…

Lideri canavar…

Muhalefeti masum mu?

Bu oyunları bozmak yerine, oyunun tarafı olmak, figüranı olmak, ne sağlar ki Türkiye’ye?

Körfez krizinde üçün birini aldığımız ne çabuk unutuldu?

***

Ve bir ‘oy’un alanı da Türkiye…

Bazen hükümetin elini güçlendiren, bazen de zayıflatan egemen güçlerin oyununu bozmak için, hedef hükümet değil, sistemle mücadele olmalı…

Diyelim sandıkta devirdik Tayyip Erdoğan’ı, ne değişecek?

Diyelim Kemal Kılıçdaroğlu geldi başbakanlık koltuğuna, ne değişecek?

Ne olursa olsun bunlar gitsin de anlayışı, yeni bir çaresizliğin kapısını aralayacaktır…

O nedenle, sistemin değişmesi, siyasal partiler yasasının değişmesi için mücadele yapılmalı…

Liderin atadığı belediye başkanının da…

Liderin atadığı milletvekilinin de…

Halka karşı sorumluluğu olmayacaktır…

Sorumsuz insanlar, halka hesap vermeyi yalnızca ‘sandık’ olarak gören insanlar, ‘hukuk’u, ‘guguk’ a dönüştürerek sıyrılacaklardır…

Bu dün de böyleydi, bu bugün de böyle…

Yarın için, top bizde…

Berkin, ölüm, bahane mi?

Berkin Elvan’ın hayata veda etmesinin ardından…

Türkiye’nin her yerinde yürüyüşler gerçekleşti…

Çünkü Berkin, sıcacık yatağında uyurken ölüme yakalanmamıştı…

Kendisini korumakla yükümlü bir polisin gaz fişeğinden dolayı hayata veda etmişti…

Ve…

Protesto…

Gözaltı haberlerini verirken…

‘Berkin Elvan’ın ölümünü bahane eden bir grup izinsiz gösteri yaptı’ gibi bir anlayış, ölüme de, protestoyu yapana da saygısızlıktır…

Bursa tepkilerinde, oyununu yarıda bırakıp, yürüyüşe katılan Ferhan Şensoy, sanata, sanatçıya yönelik umutlarımızı yeşertti…

Ataol Behramoğlu’nun dizeleriyle nokta koyalım;

Cellat uyandı yatağında bir gece
‘Tanrım’ dedi ‘Bu ne zor bilmece:
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe…’

Bir alıntı: Alex

Alex karşı kıyıda doğmuştu. 15 yaşındaydı tıpkı Berkin gibi.

Babası üst düzey bir bankacı annesi ise bir kuyumcuydu. Zengin çocuğuydu yani Alex. Ama kendi rahatı önemli değildi o yaşta gördüğü adaletsizlik karşısında, eyleme gitti Alex. Polis vurdu onu tıpkı Berkin gibi.
Halk ayağa kalktı.
Yunan Başbakan “Polisimizle gurur duyuyoruz” demedi, özür diledi.
Yunan İçişleri Bakanı “Ya ben karıştırmışım duymamıştım kim olduğunu, kendisine acil şifa diliyorum” demedi, istifa etti.
Öldüren polis salınmadı, ömür boyu hapse mahkûm edildi.
Okullarda yas ilan edildi.
Alex geri gelmeyecekti belki ama hesabı sorulmuştu. Alex artık ölümsüzdü.

Bizde…

Özgür Mumcu’nun anlatımıyla;

“Sokakta bir katil var.
O katilin sahipleri de var.”

İlhan İrem Nilüfer’de

‘Belediyeler Bursa’nın değil mi’ başlığı altında, 11 Mart’ta ince bir sitem kaleme almıştım…

Bursa belediyelerinin kültür sanata katkılarını yadsımadan…

Ve en çok da göndermem tabi ki ‘Gülümseyin Nilüfer’desiniz’ diyen Başkan Bozbey’e olmuştu…

İlhan İrem gibi Bursalı bir sanatçının, etkinliklere davet edilmemesini…

Ve tabi ki Nilüfer, hemen ses verdi…

Hande Koç’dan, Nilüfer belediyesi adına bilgilendirme geldi…

Gülümsedim…

Bir o kadar da sevindim…

O bilgilendirmeyi…

Biraz bilgi yazısından çıkarıp, paylaşma yazısına çevireyim istedim:

İlhan İrem konseri düzenlemek çok uzun zamandır Nilüfer Belediyesi’nin gündeminde…

Fakat, konserin bütçesi oldukça yüksek.

Bizim ancak Cumhuriyet Bayramı konserleri için ayırdığımız bir bütçe.

Aynı zamanda kendisiyle yaptığımız görüşmede, sanatçı daha çok kitleye ulaşmak için kapalı alanda konser vermek istemediğini, açık alan konseri yapmak istediğini bildirdi.

Kendisini Bursa’da ağırlamayı çok istiyoruz ve bu doğrultuda da kendisiyle görüşmelerimiz sürüyor…

En yakın zamanda Nilüfer sahnesinde, İlhan İrem’le Bursalıları buluşturacağımıza inanıyoruz.

Teşekkürler Hande…

Teşekkürler Bozbey…

Teşekkürler Nilüfer…

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam