Yaşama sevinci « Bursa'da Meydan

30 Temmuz 2021 - 04:01

Bursadameydan Gazetesi Yazarı

Necmettin ÖZDEMİR

Yaşama sevinci

İnsanın hayata tutunma, yaşama sevincini öldürdünüz mü, gerisi çorap söküğü gibi gelir…

Hayatla bağlarını kopardınız mı insanın, öfkesi de, nefreti de, kini de akar akar akar…

Sağlıklı düşünmeli…

Soğukkanlı olmalı…

Duygusal anlık tepkilerden s

Yaşama sevinci
Son Güncelleme :

14 Mart 2014 - 9:22

22 views
reklam

İnsanın hayata tutunma, yaşama sevincini öldürdünüz mü, gerisi çorap söküğü gibi gelir…

Hayatla bağlarını kopardınız mı insanın, öfkesi de, nefreti de, kini de akar akar akar…

Sağlıklı düşünmeli…

Soğukkanlı olmalı…

Duygusal anlık tepkilerden sıyrılmalı…

Bu noktada Başbakanı anlamak mümkün değil…

‘Sokakları tahrik etmeyin’ diyor…

İyi de Berkin, başına isabet eden gaz mermisi yüzünden aylarca yaşam mücadelesi verdi…

Hayata tutunmaya çabaladı…

O süreçte iktidar, Berkin’in kafasına gaz mermisini atanı yakaladı da, yargıladı mı?

Berkin yalnızca bir örnek…

Berkin gibi bir sürü insan hayatını kaybetti ve ne yazık ki failleri aramızda…

İşte o noktada iktidar, iktidarsa şayet, cana kasteden kim olursa olsun, bulup, yakalar ve yargıya havale eder…

Ki burada, cana kasteden, o canı korumakla mükellef olması gereken devletin, bana göre hükümetin gücü…

Ve maalesef, bir tahrik sözüdür gidiyor…

Başbakan, tahrik sözünü Mersin meydanında seçim konuşmasında dillendirdi…

Bir süre önce, istifa eden…

Yolsuzluk iddialarına adı karışan…

TC’nin bakanı Zafer Çağlayan…

Ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğraflarının bulunduğu dev pankart asılıydı meydanda…

Altında yazılı olan ise bir hayli düşündürücü…

ASLA YEDİRTMEYİZ…

Tahrikse, bundan daha ağır tahrik nasıl olabilir?

İnsanlar, Mısırlı Esma’ya ağlayan Başbakanlarının, Berkin Elvan için de aynı hassasiyeti göstermesini bekliyor…

***

Tabi ki yazıyı kaleme aldığım saatlerde, 5 polisin Berkin Elvan cinayetiyle ilgili ifade verdiğini öğreniyoruz…

Sevindirici gelişme bu…

Tabi ki ‘katilin’ yargıya sevk edilmesi ve cinayetten hüküm giymesi ile ancak yerini bulacaktır…

Yoksa binbir işlemin ardından, nasıl ki tahrik kelimesine sıkı sıkıya sarılınıyor ise, bu kez de hafifletici nedenler uydurulup, dosya kapatılmazsa…

Önyargılı olmamak lazım…

***

Bu arada son dönemde meydanlarda ‘hırsız’dan, ‘uğursuz’dan hesap soracaklarını dillendiren CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da es geçmeyelim…

Ana muhalefet…

Gezi’de direniş başladığında, ziyarette bulundu…

Ve orada kendisine uzatılan mikrofonlara; “CHP Genel Başkanı olarak değil vatandaş Kemal olarak buradayım” gibi sözler sarf etti…

Eğer Gezi direnişi başladığında, vatandaş Kemal olarak değil, CHP Genel Başkanı olarak orada bulunsaydı, ve sonuna kadar da alana sahip çıksaydı, bugün acıları bu denli yaşamazdık…

Acılardan ‘oy’ toplamak da hayatın bir parçası olmazdı.

***

İnsanların yaşama sevincini öldürmeyin…

Onların adalete, hukuka olan inançlarını sarsmayın…

Bir Rıza Sarraf’ı TC mahkemeleri salıveriyorsa…

Adları yolsuzlukla anılan bakanlar hakkında TBMM işlem yapamıyorsa;

O zaman, tüm mahkum ve tutukluları serbest bırakmalısınız…

Çünkü, salıverilmeler, tutuklamalar, mahkumiyetler, artık adalet, hukuk işlediğinden değil, siyasi tavırdan kaynaklanmakta…

Yaşanan acıyı hissetmeniz için ille çocuğunuzun, yakınınızın haksızlığa uğraması ya da canından olması mı gerekiyor?

Berkin ne ilkti ne de son olacak…

Olması için bir şey yapılmıyor çünkü…

Çorum, Maraş, Sivas katliamlarını yapanlar yargılandı ve ceza aldılar mı?

Gelişmeleri, olumsuzlukları yalnızca AK Parti’ye bağlamak gibi bir hatanın içinde olmayalım…

Çünkü hiç birinde Ak Parti yoktu…

Acıyı anlamak için yaşamak gerekmiyor…

‘Büyükşehir Altepe-Nilüfer Bozbey’

Ülkede son dönem yaşananlar, karşılıklı söylemleri de sertleştiriyor…

Yolsuzluğa adı karışan bakanlar…

Başbakan ile ilgili tapeler…

Berkin ile Bilal benzetmesi yapılarak ülkenin durumuna dikkat çekmeye çalışanlar…

Ayakkabı kutuları…

İnanmak…

Kimi hala ayakkabı kutularından çıkan paranın, hayırlı işlere kullanacağına inanıyor…

Kimi tapelerin komple yalan olduğuna…

Kimi cemaat-Ak Parti gerilimine bağlıyor…

Başbakan da, cemaat demiyor artık, ‘örgüt’ kelimesini kullanıyor…

Ancak gelinen noktada kutuplaşma zirve yapıyor…

Tabi bu arada Cumhurbaşkanı Gül’ün deyimiyle, insanların boğazını kesenler de ‘zirve’ yapıyor ve serbest kalıyor…

Gerilimi çözmek ta başında mümkünden, gerilimden ‘siyasi’ gelişme ‘rant’ elde etme anlayışını anlamak mümkün mü?

Bu çok basit bir strateji…

Birbirine çok yakın ideolojiye sahip siyasi hareketleri bile, birbirinden geçişler yapmamaları için, söylemleri sertleştirme, düşman ilan etme..

Ama maalesef, Türkiye bunu yiyor…

Ak Parti’ye yönelik tepkilerde, bir de ‘Ak Parti’ye oy verenlerin eli kırılsın’ gibi bir söylem çok dillerde…

Geçmişte de parti isimleri değişti hep benzer söylemler geliştirildi…

Ak Parti’ye inanan bir kitle var…

Ak Parti, her ne kadar marjinal çizgiye kaymaya çabalasa da, ciddi bir desteği ve kitle partisi olma özelliği var…

Ona oy vereni bu biçimde yargılamak da, aynı makamda saz çalmaya benzer…

Beni arayan birkaç okurun görüşlerini aktarmak istiyorum…

-Ak Partili değilim… CHP’li de değilim… Nilüfer’de oturan bir seçmenim… Oyumu Büyükşehir’de Recep Altepe’ye, Nilüfer’de Mustafa Bozbey’e vereceğim… Şimdi benim elim mi kırılmalı?

Vatandaş, kendine insan gibi yaklaşana bakıyor…

Vatandaşın parti umurunda değil..

Bilmem anlatabildim mi?

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam