BENİM SİNEMALARIM « Bursa'da Meydan

2 Ağustos 2021 - 07:48

BENİM SİNEMALARIM

BENİM SİNEMALARIM
Son Güncelleme :

18 Şubat 2020 - 10:31

33 views
reklam

Bursa’da ilk sinema salonu 1920’lerde açılmış..
   ‘Muallimler Birliği Sineması’ adıyla, kullanılmayan Ermeni Kilisesi’nin, bugünkü Setbaşı İlköğretim Okulu’nun bulunduğu yerde..
   Ancak ilk gösterim kaydı 1929’da..
   Halide Edip Adıvar’ın romanından uyarlanan ‘Ateşten günler’ filmi sessiz gösterilmiş.
   Giriş 5 kuruş.. O yıllarda Karagöz, Hacivat izleyenler sessiz de olsa bu filmle adeta şaşkına dönmüşler.. Sonraları Setbaşı Köprüsü’nün yanındaki Şafak, sonraki adıyla Saray, daha sonraki Prestij Sineması. Bursa’da ilk sesli sinema burada seyredilmiş.. Sonra Ünlü Cadde’de, sonraları “Yeni Sinema” olarak bilinen Milli Sinema..
   Gelelim benim sinemalarıma..
   1960’lı yıllar..
   Genelde bizim için hafta sonları sinema günleriydi..
   Mevsim yaz ise Irgandı Köprüsü’ne yakın Rüya ve Mahfel arkasındaki Setbaşı sinemaları.. Diğer zamanlarda Dilek, Tayyare, Saray, Yeni Sinema.. Sonraları Yazıcıoğlu..
   Heykel’de, şimdi Yapı Kredi Bankası’nın olduğu yerdeki Dilek sinemasında sadece yabancı filmler oynardı.. Her seansta iki film.. Biri genelde kovboy, diğeri komedi ya da salon filmleriydi. O yılların unutulmaz oyuncuları Elizabeth Taylor, Grace Kelly, İngrid Bergman, Doris Day, Gary Grant, Tony Curtis, Dean Martin, Frank Sinatra, Lee Marvin, John Wayne, Rock Hudson, Elvis Presley, Clint Eastwood, Jerry Lewis, Luis de Funes.. ve diğerleriydi. Film öncesi birkaç dakika futbol maçları gösterilirdi. Filmin başlamasını, gong sesini heyecanla beklerdik.
   Tayyare’de ve Rüya sinemalarında ise yerli filmler çoğunluktaydı.
   O yıllarda; Ayhan Işık, Belgin Doruk, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın, Ediz Hun, Fatma Girik, Kartal Tibet, yan rollerde Muhterem Nur, Eşref Kolçak, Ahmet Tarık Tekçe, Hulusi Kentmen, Vahi Öz, Bedia Muvahhit, Nubar Terziyan, Cevat Kurtuluş.. şöyle bir sayabildiklerim..
   Biz ailece pazar günleri saat 09.00’u tercih ederdik..
   Bir gün önceden, 4 kişilik locada yer bulamazsak istediğimiz yerden koltukları seçip, biletleri alıp, pazar günü yataktan fırlayıp Dilek sinemasına giderdik.
   Uyku tatlı, sinema cazip..
   Kahvaltıyı sinema dönüşüne bıraktığımızdan babam bize Şaban Sirkeci’den kaşarlı, sucuklu tostlar alırdı.. Bir de gazoz.. O da ayrı bir keyifti.. O yıllarda sinemaya gelenler, günlük kıyafetlerden çok sanki “bayramlık” dediğimiz kıyafetleri giymeye özen gösterirdi. Herkes çok şıktı.. Babam, kravatlı takım elbisesini mutlaka giyerdi.
   Sinema ayrı bir kültür, ayrı bir sosyal oluşumdu.
   Herşey güzeldi de, sinema salonunun hemen dışının, içilen sigaralardan adeta “köfteci dükkanı”na dönmesinden rahatsız olurdum. Salonların en önlerinde 3-5 sıra koltuk duhuliye bölümüydü. Perdenin dibinde seyir zorluğundan dolayı biletleri ucuzdu. Bir kere gittim, filmi izleyeceğim diye bir sağa bir sola başımı döndürmekten boynum tutulmuştu. Sanırım; arkalar 1.00-1.25 lira iken, buraları 50 kuruştu..
   Yaz aylarında tercihimiz cumartesi geceleri ya Kültürpark, lunapark keyfi ya da Rüya Sineması idi.. Oraya da biletlerimizi gündüzden alırdık. Tercihimiz, masalı yerlerdi. Ablamla ben öne, babamla annem arkaya otururdu. 2-3 yaşındaki kardeşime masa üstü kalırdı.
   Bugün izlerken “ne saçmaymış” dediğimiz o Türk filmlerini, o yıllarda film kahramanlarını kendimiz gibi hissederek, üzülürse üzülerek, kızarsa kızarak, hatta ağlayarak, mendiller elde izler, mutlu anları, buluşmaları alkışlardık.
   Hiçbir filmde başroldekiler ölmez, film boyunca kavuşamayıp bize sıkıntı çektirseler de sonunda ağaçlar arasından elele bize el sallarlar ya, o zaman biz de çok mutlu olurduk. Sanki filmi az önce hep birlikte izlememişiz gibi, eve dönerken filmi aramızda yorumlardık.
   Her şeye rağmen güzel günlerdi..
   Haa unutmadan.. Kovboy filmlerini de çok severdim.. Babam da.. Belki ondandı uzun yıllar pazar günleri saat 10.00’da TRT 1’deki kovboy filmlerini izleyişim. Aslında, o yıllarda muhteşem, şimdi ise yavan gelen bu filmleri izlemekten büyük keyif duyuyorum. Çünkü, o filmleri sanki babamla, ailemle yan yana izliyormuşum gibi geliyor..
   Peki, “sizin sinemalarınız” nasıldı?.
 
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam