BİR GÜZEL ADAM « Bursa'da Meydan

21 Ekim 2021 - 02:21

BİR GÜZEL ADAM

BİR GÜZEL ADAM
Son Güncelleme :

16 Ocak 2020 - 9:57

30 views
reklam

   Bilen biliyordur ama..
   Böylesi “bir güzel adam”ı anlatmak istedim.
   Sayısız dizi ve sinema oyununda rol aldı.
   “Şahin Ağa” karakteriyle gönüllerde taht kurdu.
   Son yıllarda ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ isimli dizide rol alan usta oyuncu Turgay Tanülkü, ‘Uluslararası İyilik Ödülü’ ile ödüllendirildi.
   Uzun yıllardır mahkûm ve sokak çocuklarına eşi ile birlikte “aile olan” Tanülkü, bu güzel iyilik hareketini yıllarca kamuoyundan uzak tuttu.
   Hiçbir zaman “çocukları” üzerinden reklam yapmak istemedi.
   Aslında onun tüm derdi; çocukları 1-0 yenik başladıkları hayatta dimdik ve güçlü bir şekilde yetiştirebilmekti. Öyle de oldu. İlk bakımını üstlendiği çocukları işlerini, yuvalarını kurdu. Onlar da Tanülkü’nün açtığı yolda ilerleyip kardeşlerine kol kanat geriyorlar.
   26 çocuk içerisinden evlenenler ve torunlar ile bugün 101 kişilik bir ailesi olan, ömrünü kader mahkumları çocuklarına adayan Tanülkü, “Ben ve çocuklarım hep yatılı olduk. Yetiştirme yurdu, askerlik, okul, cezaevi…” dedi.
   Ödülünü “mutluluk ve utanma duyguları” içinde almış.
   Şöyle diyor:
   O KIZI SOKAK
   GERİ VERMEZ

   “İnancımızda da vardır;
   Komşuna, tanıdığın tanımadığına, ihtiyacı olana, yetime el ver der. Ben 7-8 yaşındayken simit ve gazete satıyordum. Ben yetim büyüdüm. Babasızlığın ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Bir de o zaman kalın parmaklıklar vardı. Ve düşünün bir çocuk babasına dokunamıyordu. Baba da çocuğun saçını okşayamıyordu. O fotoğrafı hiç unutmadım ben. Gece anam uyurdu. Yavaşça yanına sokulur sarılırdım ona. Annem uyurken çok ağladım, ‘Beni bırakma’ diye.
   İşte o çocuklar hep öyle geldi. Sonra cezaevine düştüğümde 17 yaşındaydım. Babalar ziyaretine aileleri geldiğinde saçlarına ve gözlerine limon sıkarlardı. Parlak ve canlı gözüksünler diye. Bir anlamda oyunculuk yaparlardı. Ziyarete değil sahneye çıkıyor gibi. İşte bu sahneleri göre göre dedim ki “Eğer cezaevinden bir gün çıkarsam bu çocuklara yöneleceğim.” Öyle de yaptım. 1981 yılından beri de çocuklarla birlikteyim.

… Cezaevlerinde şu an 725 tane çocuk var anneleriyle yatan. 6 yaşına kadar anneleriyle kalıyor. Dışarıdaki aile çocukları almazsa idare yetiştirme yurtlarına gönderiyor. Dolayısıyla o çocuklar kaybolup gidiyor.
   Özellikle de kız çocukları.
   Çünkü erkek çocuğuna kızabilirsin, bağırabilirsin, kovabilirsin ama kızı kovduğun zaman o kızı sokak bir daha sana geri vermez.
   İşkence gördük. Dolayısıyla çocuğum olmuyor benim. Eşimden hep özür dilerim Anneler Günü’nde, ona bir evlat veremedim diye. Sonra ‘Gel bu çocuklara bakalım’ dedim. Giderek çocukların sayısı artmaya başladı. Kazancım yetmemeye başladı. Netice olarak biz de ayakta durmak zorundayız. Bu sefer farklı işler yapmaya başladık. Alın teriyle tabii. Ayıp değil dedik, her türlü işi yaptık. Simit de sattık, nohut pilav da yaptık, poşetler sattık. Karım ile birlikte bir çay ocağı işlettik..”

   70’li yıllarda Sinop ve Ulucanlar cezaevlerinde 7 yıl hapis yatan, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü’nden mezun olan, Devlet Tiyatroları sanatçısı, yaşamı, sanatı kitaplara sığmayacak kadar büyük, yaşadığı acılardan kendine bir yol çizen, o yolu sevgiyle devam ettiren “bir umut elçisi”, “gönül insanı” Turgay Tanülkü’ye sevgiyle, saygıyla.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam