BİZ ÇOCUKKEN ÇOK MUTLUYDUK « Bursa'da Meydan

30 Temmuz 2021 - 04:49

BİZ ÇOCUKKEN ÇOK MUTLUYDUK

BİZ ÇOCUKKEN ÇOK MUTLUYDUK
Son Güncelleme :

04 Şubat 2020 - 11:01

33 views
reklam

Eskilerde evlerin önleri bir başkaydı.
   Sokaklar, bahçeler, çocukların oyun oynarken attıkları sevinç çığlıklarıyla doluydu.
   Çocuklar koşarlar, atlarlar, zıplarlar, uzun bir değneği at yaparlar, taşları üst üste yığarlar, tahtalardan, tellerden oyuncaklarla mutlu olurlar, ağaçların arkasına veya duvar diplerine saklanarak oyunlar oynarlardı.
   Artık sokaklar ıssız…
   Yeni nesil çocukları ne kadar şanslı olduklarını ama yine de eski oyunların kendilerini mutlu ettiklerinden bahsediyor.
   Seksek, misket, dokuztaş, körebe, uzun eşek, yakar top oyunu..
   Bir hünerdi ipe basmadan atlamak, gizlendiği yerden yakalanmadan çıkmak ve sobelemek duvarı ya da üstü üste dizili 9 taşın hepsini yere serebilmek…
   Takım kurarken “aldım verdim, ben seni yendim” tekerlemesiyle ilerleyen çocuğun kalbindeki heyecanı şimdi hangi bilgisayar oyunu sağlayabilir ki?
   Geçen zaman değerlerimizi de beraberinde götürdü.
   Eskiden oyun; gülmek, terlemek, kazanmak, yenildiğinde belki ağlamaktı.
   Bol hareket içeren o eski oyunlar, hep özlenen olacak…
   Hepimiz, tüm yokluklara karşın şen şakrak, mutlu, olabildiğince hoşgörülü çocuklardık.
   “İki yakamız” hep bir aradaydı.
   Yüreklerimiz mangal gibi, üstelik sıcacıktı.
   Yaşam sevinci doluyduk.
   Dağlar gibiydi hayallerimiz, umutlarımız vardı.
   Biz çocukken çok ama çok mutluyduk.
   Sevinçli idik. Savaş falan bilmezdik..
   Düşmanlık bilmezdik..
   Hırslarımız, kinlerimiz yoktu.
   Zenginlik, fakirlik nedir bilmezdik.
   Hepimiz çok zengindik!.
   Hallerimizden memnunduk.
   Hepimiz, bütün çocuklar aynıydık..
   Bizler mutlu çocuklardık.
  
  
Ünlü sanatçı Şener Şen, ‘Hababam Sınıfı’, ‘Bizim Aile’, ‘Neşeli Günler’, ‘Bizimkiler’, ‘Perihan Abla’, ‘Mahallenin Muhtarları’ yıllarına duyulan özlemi anlatırken şöyle diyor:
   “Eskiden bu filmler bize umut verirdi.
   Bir şeylerin değişmekte olduğunu, hayatlarımızın iyiye gideceğini hissettirirdi. Bu filmlerle büyüdük. Daha naif, romantik mahalle ilişkilerinin, aile bağlarının kuvvetli olduğu dönemlerdi.
   Şimdi başka insanlar, başka değerler var.
   Öyküler, aile, dostluk, hepimizin özlemini duyduğu şeyler.
   Daha naif, duyarlı, birbirini kollayan, karşıdakine saygı duyan insanların öyküleri..
   Şimdi “Keşke öyle olsaydı” diyoruz.
   Yeni dünyanın değerleri bizi iyilikten gittikçe uzaklaştırıyor.
   “Kafayı kullan, pragmatik yaklaş, bir ilişkiye çıkarın varsa gir, yoksa girme”…
   Bunlar o kadar güçlü şekilde empoze ediliyor ki içimizdeki iyiliği uygulayamıyoruz.     
   Yetinmek ve eldekinin değerini bilmek üzerine eğitildik biz.
   O dönemin insanı böyleydi.”

   Ya şimdi.. O dönemleri iç geçirerek anıyoruz, arıyoruz.
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam