BİZ TATİLE DEĞİL BAYRAMA UYANIRDIK!.. « Bursa'da Meydan

2 Aralık 2021 - 06:37

BİZ TATİLE DEĞİL BAYRAMA UYANIRDIK!..

BİZ TATİLE DEĞİL BAYRAMA UYANIRDIK!..
Son Güncelleme :

23 Nisan 2020 - 10:35

25 views
reklam

   Bugün; 23 Nisan..
   TBMM’nin açıldığı, halkın ulusal egemenliğini ilan etiği gün..
   Aradan tam 100 yıl geçmiş..
   Bu yıl 23 Nisan’ı Covid-19 vurdu!.
   Bugün çocuklar bir araya gelerek, “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” diyemeyecek, etkinlik, şenlik, kutlama yapamayacak. O coşkuyu gönüllerimizde yaşayacağız.
   Bu fotoğraf; tam 54 yıl öncesinden..
   Tarih; 23 Nisan 1966 idi..
   Öncesinde; Namık Kemal İlkokulu öğretmenim Hikmet Uluengin, “Erdal, törende şiir okuyacaksın” dediğinde hem sevindim hem de başımdan aşağı adeta kaynar sular boşandı. Kolay değil öyle, tüm okulun önünde sandalye tepesine çıkıp şiir okumak…
   Öyle böyle değil, çok heyecanlandım.
   Ezberledim şiiri;
   “Mustafa Kemal’i gördüm düşümde.. Daha, diyordu./ Uğruna şehit olasım geldi hemen./ Sabaha, diyordu/ Al bir kalpak giymişti al/ Al bir ata binmişti al./ Zafer ırak mı? dedim/ Aha diyordu.” (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
   Önce sınıfta prova yaptık.
   Tamam, ezberde sıkıntı yok.
   “Oğlum” dedi öğretmenim, “Şiirde vurgu yap. “Al bir ata binmişti al” derken elini kaldır, ileri doğru salla, hareketli ol…”
   Okul bahçesine çıktık.
   Tam benlik (!), anons edildim. “Erdal arkadaşımız da ‘Mustafa Kemal’ şiirini okuyacak.” Çıktım sandalye üstüne. Bütün okul karşımda, gözler üstümde..
   Şiiri “hareketli” okudum.
   Çünkü bacaklarım titriyordu. Elimi kolumu sallayarak, sandalyeden de düşmeden şiiri bitirdim. Bir de alkışlandım. Biliyordum ki bu alkış, şiiri okuyan bana değil, hepimizin adını andıkça içimize coşku veren, göğsümüzü kabartan, “İyi ki O varmış” dediğimiz büyük önder Atatürk’e idi..
   İşte o gün, kurtuluş ve bağımsızlık davasıyla baş kaldıran Anadolu’nun büyük mücadelesinin sonunda, yeni bir tarihe başlangıç kabul edilen 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’de Atatürk’ün, “Bugün, Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni dönüm noktasıdır”, “Bu bayramı Türk çocuklarına armağan ediyorum” dediği, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilan ettiği günün yıldönümüydü.
   … O günün sabahında Heykel’deki törenlere de katıldık.
   O yıllarda; 23 Nisan’larda, 19 Mayıs’larda, 30 Ağustos’larda, 29 Ekim’lerde, gece uyku tutmaz, içimiz kıpır kıpır olur, sabah da “tatile değil, bayrama” uyanırdık. Törenler coşkulu idi, “öylesine” yapılmazdı. Büyüklerimiz bu bayramın bir nedeninin de, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda şehit olanların çocuklarını korumak, onları mutlu etmek, onurlandırmak olduğunu da bilirlerdi…
  23 Nisan’larda; Bursa’da Setbaşı Köprüsü’nden başlayarak Mavi köşe, Heykel, Ulu Cami’ye kadar tören alanı hınca hınç dolardı. Anneler, babalar, çocuklar akın akın bayrama koşardık. Çocuklar ellerinde bayrakları sallayarak, tören geçişlerini, gösterileri alkışlarla izlerdi.
   Hele, Işıklar Askeri Lisesi’nin bando eşliğinde, marşlar söyleyerek, ayaklarıyla “rap rap” sesleri çıkararak yürüyüşleri.. Çılgınca alkışlar.. Büyüklerimizin gözleri dolardı. 23 Nisan törenleri; heyecandı, coşkuydu, danstı, folklordu, sanattı..
   İçimiz içimize sığmazdı. Boru, trampet, bando, her tarafı inleten coşku seliydi.
   O gün; Atatürk’ün çocuklara; “Küçük hanımlar, küçük beyler/ Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz/ Sizlerden çok şeyler bekliyoruz” dediği, bizim de bunu aklımızdan çıkarmadığımız gündü.
   O gün içimiz kıpır kıpır olurdu.. Günlerce hazırlıklar yapardık. Rengarenk giysilerle danslı bir kareografi içinde, hazırlanan görselliklerle hareketli törenlere katılırdık.
   O gün ve “o günler” ne de güzel günlerdi..
   Çocuklar; Bayramımız, 100. yılımız kutlu olsun.
  

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam