Mezhep ve mezhepçilik « Bursa'da Meydan

2 Aralık 2021 - 07:20

Mezhep ve mezhepçilik

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam İşbirliği Toplantısı’nda gündeme taşıdığı mezhep ve ayrımcılık konusuna değinmek ve artık bu meseleyi çözüme kavuşturup 1300 senedir Müslümanları birbirinden ayıran konuya son vermek gerekir.

Mezhebin keli

Mezhep ve mezhepçilik
Son Güncelleme :

21 Nisan 2016 - 9:56

34 views
reklam

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam İşbirliği Toplantısı’nda gündeme taşıdığı mezhep ve ayrımcılık konusuna değinmek ve artık bu meseleyi çözüme kavuşturup 1300 senedir Müslümanları birbirinden ayıran konuya son vermek gerekir.

Mezhebin kelime anlamı izlemek, gidilen yol, benimsenen görüş demektir.

Dini anlamda bir İslam aliminin kapalı veya kesin olmayan ayet ve hadisleri İslam’a ters düşmeyecek şekilde yorumlaması ve çözüm getirmesi demektir.

Başka bir ifadeyle, bir dinin farklı görüş ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biridir.

Mezhep konusu Hz. Muhammed’in vefatından yaklaşık 100 yıl sonra ortaya çıkmıştır.

O halde mezhep konusunun Kur’an ve sünnet ile hiçbir bağlantısı yoktur.

İslam dini teklik ve tevhid dinidir.

Ancak her nedense tevhid dini olan İslam 1300 senedir mezhep denilen bir konu yüzünden bölünmüş, birbiri ile savaşmış ve bu mesele yüzünden Müslüman kanı dökülmeyen bir an bile olmamıştır.

Mezhep dinimize nasıl girmiş ve nasıl bu kadar katı bir kutuplaşma ortamı yaratmıştır?

Mezhep tevhid dininin bölücülük ve ayrımcılığa dönüştürmüştür.

Peki soruyorum sizlere; tevhid dini İslam’da 4 mezhep (Hanefi, Maliki, Şafii, Hanbeli) var.

Hıristiyanlık da 3 mezhep (Katolik, Ortodoks, Protestan) var.

Ama her nedense 2 kutsal kitabı (Zebur ve Tevrat) bulunan Yahudilerde neden mezhepçilik yok. Neden Yahudiler mezhep ayrımına gitmemiştir?

Neden Davutçular ve Musacılar diye ayrılmamıştır!

Artık oyuna gelmeyelim 1300 senedir nedir bu mezhep kavgası.

İmam-ı A‘zam Ebû Hanîfe, İmam Malik, İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel bugün sağ olsalardı onlara atfedilen bu mezhepçiliğin nelere mal olduğunu, İslam dinini nasıl bölüp parçaladığını, milyonlarca Müslüman’ın kanının döküldüğünü görselerdi ne derlerdi?

İnanın bana kahrolurlardı.

Hazır bu konuyu açmışken Alevi-Sünni meselesine değinmekte de yarar var.

Sünnilik, Hz. Osman ve Hz. Muaviye’den gelmektedir.

Hz. Muaviye, peygamber efendimizin sır katibi (Özel kalemi) en yakınındakilerden biridir.

Alevilik de, Hz. Ali’den gelmektedir.

Hz. Ali, Peygamberimizin amcaoğlu, damadı, iki erkek torununun babası ve ilk Müslümanlardan…

Peki hem Aleviliğe hem de Sünniliğe dayanak yapılan Hz. Muaviye ve Hz. Ali ben aleviyim ben sünniyim demişler midir?

Alevi-Sünni kavgası mı gütmüşlerdir?

Hayır.

Sonradan birileri bu konuları içimize sokmuş, Müslümanları bölüp birbirine düşürmüşlerdir.

Hz. Hacı Bektaşi Veli, ben Aleviyim ben Sünni değilim mi demiştir?

Tabi ki dememiş…

Hz. Hacı Bektaşi Veli ‘’benim mürşidim Hz. Muhammed’dir’’ demiştir.

O zaman onlara dayandırılan bu mezhep ve tarikat kavgasının nedeni ne?

Allah Bir, din bir, doğru bir…

İslam dini tevhid birlik dini…

Ama ne yazık ki tevhid dininin inananları dini, tevhid inanacını bir tarafa bırakmış mezhepçiliğin peşine düşmüş, din kardeşini öldürür hale gelmiştir.

O halde Müslümanların düsturu artık ortak ve bir olmalıdır.

Allah bir, Hz.Muhammed benim peygamberim ve Allah’ın resulü, İslam benim dinim, Kur’an benim yol gösteren ışığım, sünnet bana Peygamberimin mirası, Müslüman benim kardeşim.

Bunları dedikten sonra başka neye ihtiyacımız olabilir ki?

Ama hala illa mezhep de olsun diye diretenlere de şunu sormak gerekir;

Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin mezhebi neydi?

Ve ben…

Hz. Muhammed’in mezhebindenim…

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam