‘MUHSİN BEY’ GÜNLERİ ÖZLEMİ « Bursa'da Meydan

20 Ekim 2021 - 19:03

‘MUHSİN BEY’ GÜNLERİ ÖZLEMİ

‘MUHSİN BEY’ GÜNLERİ ÖZLEMİ
Son Güncelleme :

30 Ocak 2020 - 11:30

26 views
reklam

   “Muhsin Bey..”
   Cumhuriyet’in ilk gençlik kuşağından..
   Krem rengi pardösülü, takım elbiseli, kravatlı, fötr şapkalı..
   Yalnız yaşayan, Beyoğlu’nda Ermeni bir kadının dairesinde kalan..
   “Miadını doldurmuş” bir müzik prodüktörü..
   Geçmişte bir dönemin insan ilişkilerinin daha saygın, daha ölçülü olduğu, bir yaşam tarzı olarak “beyefendilik” ve “hanımefendilik”in benimsendiği bir kuşağın nesli tükenmekte olan bir temsilcisi..
   Sanki; Adalet Ağaoğlu’nun ‘Ölmeye yatmak’ romanını kendine tema seçtiği kuşaktan..
   Hani şu; 1930’lu yıllarda ve sonrasında Türkiye’de yetişen Cumhuriyet kuşağı gençliği gibi.. Her anlamda; Doğu ile Batı’nın, geleneksel ile çağdaşın arasında kalmış bir kuşak..
   Geleneklerine sadık, uygar bir toplum olma yolundaki çabaları yaşayarak yetişen bir nesil..     
   Muhsin Bey öyle bir adam..
   Eskiye duyduğu özlemi anlatıyor.
   Yozlaşmaya, yitip giden değerlere karşı dik durmaya çalışıyor..
   Müzik adamı ya, “Nerede o eski şarkılar, şarkıcılar” dedirtiyor.
   “Mikrofonu bile ne güzel tutarlardı” diyor.
   “Müzeyyen Abla”, Safiye Ayla, Hakkı Derman’lar, Selahattin Pınar’larla iç içe..
   Kültürel bir nostalji içinde..
   Bir yaşam tarzına, bir değerler sistemine özlemle bakıyor.
   Arabeskle yozlaşan topluma, her şeye “köşeyi dönmek” için bakanlara şiddetle karşı çıkıyor. Söz ve davranışları kadar, evi, eşyaları, giysileri ile de farklı. Koltuğu, karyolası, aynalı konsolu, eski model pikabı, plaklarıyla.. Ve çiçekleriyle..
   Elinde “yudum keyfi” yaptığı rakı kadehi, penceresinin önündeki çiçeklerini sularken onlarla konuşması, hatta “Safiye Ayla’yı sizin için çaldığımı bilin” diyerek Türk Müziği dinletme naifliği..    
   Münir Nurettin Selçuk, Hamiyet Yüceses, Zeki Müren
   O’nun için onlar bir başka sanatçılar. Hem de onları sadece radyoda dinleyebiliyorken.. O rüyalarında mutludur. Müzeyyen Ablası (Senar) O’na söylemektedir;
   “Ağlamakla, inlemekle ömrüm gelip geçiyor” diye..
   Vaktiyle hayran olduğu “ses sanatkarı” Afitap Hanım’ı düşkünler evinde sık ziyaret etme vefası da ondadır. O’nun sanatçıları, “güzel, seksi, çarpıcı” sıfatlarıyla anılmaz..
   En önemlisi, bir kadını “nesne” değil “özne” olarak görme, hürmet etme muhteşemliği de yine onda vücut bulmuştur. İlkelerine, değerlerine düşkün..
   Yaşamında, kaybolup giden değerlerden kesitler sunan Muhsin Bey’i başına gelen trajikomik olayları kah gülümseyerek kah yüreğimiz burkularak izlemiştik..
   Farklı duygularla..
   Ama ne olursa olsun, bugünün “Daima genç kalanları” bizler, ‘Muhsin Bey’ günleri özlemini bugün de çok yaşar hale geldik.. Geçmişin şarkılarıyla, mutlu insanlarıyla, dostluklarıyla, değerleriyle şimdi ne kadar da birer ‘Muhsin Bey’ olduk değil mi?
   Bir taraftan burularak, bir taraftan da “İyi ki o günleri yaşamışız”da teselli arayarak..

 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam