O PAZARLAR NE PAZARLARDI « Bursa'da Meydan

19 Ağustos 2022 - 14:17

O PAZARLAR NE PAZARLARDI

O PAZARLAR NE PAZARLARDI
Son Güncelleme :

11 Şubat 2020 - 10:28

48 views
reklam

Eski pazar günlerini bilir misiniz?
   Eski yıllarda pazar günleri bambaşkaydı..
   Pazar akşam üstleri içimizde genelde bir sıkıntı olurdu..
   “Bu gün de biter mi?”, günü bitirme sıkıntısı.
   Pazar günleri o saatlerde; sokakta oyunlarımızı tamamlamış, televizyonda Cenk Koray’ın ‘Tele Kutu’su, çizgi filmler, şimdiki Survivor tadında grup yarışmaları izlenmiş, futbol maçları radyodan dinlenmiş, Spor Toto maç tahmin kağıtları “Yine yattı, bir maçla kaybettim” sözleriyle yırtılıp atılmış, evde çamaşırlar yıkanmış, önlükler ütülenmiş olurdu..
   Sonra da banyonun, sona bırakılmış ödevlerin telaşı yaşanırdı.
   … Oysa ki; güne ne kadar da telaşsız uyanırdık..
   Sabah kalkılır, Setbaşı Fırını’ndan sıcacık ekmek, Mahfel önündeki bayiden gazete alınır.
   Keyifli bir kahvaltı yapılır.
   Sonra, –iyi bir yer seçme şansı olduğundan- biletlerini bir gün önceden aldığımız Dilek Sineması’na, sanki düğüne gider gibi en iyi, en temiz giysilerle gidilir, biri salon-komedi, diğeri genelde kovboy ya da Herkül, Tarzan türü film izlenir, arada hemen karşıdaki Şaban Sirkeci’den alınan sucuklu sandviçler yenir, ayran içilir. Filmler keyifle seyredilirdi.
   Dönüşte evde öğle yemeği, okul ödevleri bitirilir. Ama akıl sokaktadır, takımlar kurulur, maçlar yapılır, 9 taşlar falan oynanır, kan ter içinde eve gelinir.
   Ünlü, ‘leğende pazar banyosu’ sizi beklemektedir.
   Hani şu; kafana tası, sabunu yiye yiye, bir kova kaynar suda yaptığın, sonra da leğenden “Arizona Kertenkelesi” gibi kıpkırmızı gözlerle çıktığın banyo.. Sonra temiz, ütülenmiş çizgili pijamalar giyilir, ya tv karşısına ya da varsa kalan ödevlere geçilirdi.
   Eski pazarlar; adeta iple çektiğimiz, hafta sonuna sığdırmaya çalıştığımız yaşamımızın özgür yanının, sonunda da elimizi kolumuzu bağlayan saatlerin de adıydı.
   Tatil günü coşkusu akşama doğru ağır ağır sönerdi, “Ne çabuk geçti” diye hayıflanırdık.
   Artık neler yapabildiysek yaptık, haftaya hazırlanma, toparlanma vakitleri başlardı. Çünkü yarın pazartesi günü, hafta başlayacaktır. Hazır olmak lazımdır.
   … “Pazar” demişken, bu günlerin benim için bir anlamı(!) daha vardı.
   Çocuk aklımca kendime sorardım;
   “Acaba ben, çikolataya, köfteye ve sinemaya doyacak mıyım?” derdim.
   Hafta arasında harçlıklarımızla çıtır gofret, ucuz sütlü çikolata falan alırdık da pazar günleri babamın getirdiği, şimdiki bitter tadında fındıklı çikolatayı bulana bulana yerdik. Aynı köfte gibi.. Pazar günleri köfte, özellikle sarımsaklısı annemin baş menüsüydü.. Sinema da öyle, hemen her hafta giderdik ama doyamazdık işte..
   Şimdi bunları çocuklara anlatıyorum.
   Masal gibi geliyor.
   Önce gülümseyip, sonra kahkahayı patlatıyorlar.
   Her gününüz gibi tüm pazarlarınız da güzel olsun.
   Sevdiklerinizle birlikte..
 
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam