“ŞABAN AGA..” « Bursa'da Meydan

16 Haziran 2021 - 22:27

“ŞABAN AGA..”

“ŞABAN AGA..”
Son Güncelleme :

26 Mart 2020 - 11:10

11 views
reklam

   Korona salgını çoğumuzu
   #EvdeKal, SağlıklıKal”a yöneltti.
   Şimdi sağlığımıza eskisinden daha çok dikkat ediyoruz.
   Diyeceğim; eve kapandık ama geçmişteki güzellikleri anımsatan, o hoşlukları yaşatan bazı şeylere de şahit olmaya başladık. Pürtelaş evden fırlayıp, ulaşımdan, koşuşturmadan uzaklaşırken “bazı güzelliklere” de tanık olmaya başladık. Örnek olarak, sokak satıcılarının seslerini duymaya başladık.  Herşeye biraz da pozitif açıdan bakmak lazım.
   Eskiden sokak satıcıları çoktu..
   Sokak sokak dolaşan, büyüklere hitap eden balıkçı, sebzeci vb. satıcıların yanında hergün biz çocukların da yollarını gözlediği satıcılar vardı.
   Eskiden evlerde şimdi çocukların “yüzüne bakmadığı” akide şekerleri, lokumlar bile kavanozda, evin uzanılamayacak bir yerinde muhafaza edilirdi.
   Belki o nedenle elimize para geçince, şekerleme, tatlı almak için can atardık.
   Bakkaldan iki bisküvit ve arasına lokum ne keyifti..
   Paran varsa çikolata, azsa çıtır gofret..
   Horoz, elma şekerleri.. Bir de gazoz..
   Ama, sokakta tepside satılan, tahta çubuğa sarılan rengarenk macunlar. Ya da küçük arabalarının ortasında bulunan derin tenekeden hazne ısıtılarak, bir tepsiye serpilen toz şekerden yapılan pamuk helvalar. Yaz ise Sütsal dondurmacıyı kapıda beklerdik. Kış sabahları salep, geceleri ise boza satan sokak satıcılarını.. Ve, diğerlerini..

   Lafı uzatıyorum.
   Anmak istediğim, “Şaban Aga”..
   60’lı yılların Bursa’sında Setbaşı, Namazgah, Sakaldöken, Yeşil, İpekçilik çocukları iyi bilir.   
   Oralarda dolaşırdı. İlkokulda Namık Kemal’in, ortaokulda Çelebi Mehmet’in okul çıkışlarında “çok tatlı ya çoook” diye sattığı şambaba tatlısının tadı hala damaklarımızda..
   Dilimi 25, paran azsa yarısı 10 kuruş..
   Paran yoksa, “sonra verirsin!” diye bedava..
   Biz O’na “Şaban Aga” derdik.
   “Şaban Aga” tatlısından daha tatlı, sevimli bir amcamızdı.
   Çok güler yüzlü, tatlı dilliydi..
   Ağzımızı tatlandırıp, evimizin yolunu tutarken kar, kış, kıyamet demeden o havada “dışarıda bıraktığımız” ‘Şaban Aga’ya çok üzülürdük. Sanki ailedendi.
   Sonra ortadan kayboldu.
   Önce “hasta”, sonra “öldü” dediler..
   Yüreklerimiz buruldu, burnumuzun direği sızladı, sanki boğazımıza birşeyler tıkandı.
   Bu fotoğraf onu hatırlattı. Rahmet istedi herhalde.
   Çocukluğumun bir güzel insanı da oydu.
   O yorgun yüzünde,  tüm sıcak gülüşüyle..

 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam