fake watches

Şahsiyetli dış politika « Bursa'da Meydan

29 Ocak 2022 - 09:38

Şahsiyetli dış politika

Şahsiyetli dış politika
Son Güncelleme :

27 Eylül 2019 - 8:59

21 views
reklam

Türkiye’yi temsil eden lider ve yöneticiler, dışarıya karşı uzun yıllar dik duruşlu, kendine güvenen güçlü bir dış politika sergileyememiştir.
Bunda, ekonomik yönden zayıf olmasının yanında yönetim zafiyetinin de önemli tesiri vardır.
Maalesef başa gelen liderler, onurlu ve şahsiyetli bir dış politika uygulayamamış, milletin başını öne eğdirmişlerdir.
Zamanın başbakanı Bülent Ecevit’in ABD Başkanı Bill Clinton karşısındaki ezik büzük fotoğrafı bunun en güzel örneğini teşkil etmektedir.
Bu fotoğrafın yayınlanması milletimizi derinden üzmüş ve yaralamıştır.
Koskoca bir cihan imparatorluğu olan Osmanlı’nın torunlarının yabancı liderler karşısındaki bu süklüm püklüm hâli son derece onur kırıcıdır.
Bizler yıllarca bunun acısını çekmiş bir milletiz.
Devrin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın da kapı önünde bekletildiğini unutmamıştır bu millet.
Bu ve benzeri davranışlar hep bizlerin kahrolmasına neden olmuştur.
 ***
Ekonomik yönden dışa bağımlı olursanız liderleriniz de zayıf duruşlu olur.
Masada istediğini söyleyemez ve dilediği neticeyi de alamaz.
Ne öngörürlerse onu alır veya verilenle yetinmek zorunda kalır.
Buna rağmen bunu sadece ekonomik yönden düşünmemek lazımdır.
Bir de ‘at sahibine göre kişner’ atasözümüz vardır.
Buna göre ise ne kadar zayıf bir ekonomik yapınız olursa olsun liderin koskoca bir ülkeyi temsil ettiğinin şuurunda olması gerekir.
Milli ruhtan yoksun liderlerden bunu beklemek de boşuna bir hevestir.
Siyasi meselelerde de ülkenin hak ve menfaatlerini temsil noktasında milli şuur sahibi lider ve yöneticiler gereklidir.
Geçmişte bunun ciddi manada sıkıntısını çektik.
Başbakanlarımızın ABD başkanları tarafından kabul edilmeleri ve 5-10 dakika görüşmelerine bile medya tarafından büyük methiyeler düzülürdü.
 ***
Bugün geldiğimiz nokta itibarı ile başımız bulutlara değecek kadar diktir.
Başımızdaki liderimiz bizzat ABD Başkanı tarafından kapılarda karşılanmakta, büyük bir ülkeye gösterilmesi gereken itibarı görmektedir.
Uluslararası toplantılarda en çok bizim liderimiz konuşmaktadır.
Bu konuşmalar dünya siyasetine yön veren kapsamlı ve etkileyici konuşmalaradır.
Bu nedenle de süre tahdidi bizim liderimize karşı uygulanamamaktadır.
Artık, ‘ Dünya Türkiye’yi dinliyor’ denmektedir.
Arif Çelenk en son paylaşımında şöyle diyor:”

  1. Birleşmiş Milletler genel Kurulunda liderlerin konuşma süresi 12 dakikadır ama Erdoğan 27 dakika konuştu; kimse müdahale etmedi, edemedi.
  2.  Dünya 5’ten büyüktür dedi; vicdanlı olun, korkmayın, omurgalı olun dedi; kimse itiraz etmedi, edemedi.
  3.  Suriye’ye girdik gerekirse Musul’a da gireriz dedi; kimse bir şey diyemedi.
  4.  BM Genel Kurulu bu şekilde yürümez dedi. Sorunları çözemiyor sorun çıkartıyor dedi; kimse bir şey diyemedi.

Bunları tüm dünyanın gözlerinin içine bakarak söylüyor.
Bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan, bir milletin DİRİLİŞİ, bir milletin DİK duruşunu temsil ediyor.”

Bütün bu gerekçelerle Türkiye liderine sahip çıkmalıdır.
Aksi halde, yine o eski, ezik büzük duruşlu, kifayetsiz liderlerin dönemine geri döneriz.

  • , Erdoğan ile yakaladığı bu tarihi fırsatı en iyi şekilde sonuna kadar kullanarak, lider ülke olma yolunda emin adımlarla yürümelidir.

 
 
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam