Sol partiler niye yerinde sayıyor? « Bursa'da Meydan

27 Temmuz 2021 - 01:40

Sol partiler niye yerinde sayıyor?

Sol partiler niye yerinde sayıyor?
Son Güncelleme :

04 Kasım 2019 - 9:29

25 views
reklam

İsterseniz meclisteki son tartışmalara bakın, isterseniz televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde istediğiniz kadar hükümeti eleştirin, yapılan seçimleri vatandaşın sandıklarda verdiği karar belirler.
Her ne kadar sessiz çoğunluğun kendini en gerçekçi olarak ifade ettiği ortamlar seçim sonuçlarına göre ortaya çıksa da, kamuoyunda yapılan bilime dayalı anket çalışmaları siyasi partilerin mevcut durumlarını belirlemede önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor.
Herhalde buna kimsenin itirazı olmaz.
Bugün gelinen noktaya baktığımız da Türk siyasi hayatının özellikle çoklu partili döneme geçildiği 1950’den sonraki süreç de, Türk seçmeninin, seçimlerdeki tercihlerinde etkili olan psikolojik temeller ve nedenler açısından incelemek bazı gerçekleri de göz önüne serecektir.
En önemli soru ise sol düşüncenin, ya da temsil ettiği siyasi oluşumların neden oy arttıramadığı ya da neden yerinde saydığı şeklinde olmalıdır.31 Mart seçimlerinde
İYİ parti yada HDP destek vermeseydi,CHP yine yerinde sayacaktı..
Bu ülkede çok partili dönemin başlangıcı kabul edilen1950 yılından bugüne kadar geçen sürede yapılan seçimleri analiz etmek yeterlidir.
Bu süre bir milletin siyasi yapısını tahlil etmek için yeterli bir süredir. Bu nedenle, yarım asır boyunca yapılan seçimler; Türk milletinin seçmen yapısını, tercihlerini, tercih sebeplerini okuyabilmek için çok önemli bir analiz fırsatı sunmaktadır.
Son 69 yılın seçim verilerini incelediğimizde, yapılan genel seçimin tamamını sağ partiler kazanmış, 4 ünde ise sol partilerin en çok oy oranına sahip birinci parti olduklarını ve en çok milletvekilini çıkardıklarını görmekteyiz. Buna rağmen, geçen sürede Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidara geldiği halde, sol partilerden hiçbir parti tek başına iktidara gelememiştir.
Demokrasi tarihimiz boyunca, hemen hemen her milletvekilliği seçiminde, sağ seçmenin önüne birden çok parti alternatifi çıkmasına rağmen, uzun süre üç ayrı sağ partinin tek başına iktidara gelmesi ve sol seçmen için alternatif partilerin azlığına rağmen, sol partilerin tek başlarına iktidara gelememeleri ciddi manada incelemeye değer bir olgudur.
Seçimler her ne kadar ortalama dört yılda bir yapılıyorsa da,seçmenin,her seçimi kendi şartlarında değerlendirme yerine, tarihi süreç içinde yaşanan olayları ve birikimi her seçimde kendisi için bir ölçü kabul ederek sandık başına gittiği anlaşılmaktadır.
Özellikle Atatürk’ün ölümünden sonra 1940-1950 yılları arasında, millete o günlerin iktidarları tarafından yapılan davranışların bıraktığı travma izlerine karşı bir tepki olarak, son 69 yıldır Türk seçmeninin büyük çoğunluğu sol partilere iktidara geçiş izni vermemiştir.
Kur’an öğrenme ve okumaya getirilen yasaklar, ezanın Türkçe okutulması, travma etkisi yapan olaylardan sadece en çok bilinenlerdir.(İstanbul’da tramvay’da yaşanan son olayı da bir kenara not edelim)
(Nasıl ki 3’ncü köprüye, havaalanına ve diğer önemli yatırımlara karşı çıkıldığı gibi)
Yine o yıllarda, köylü-şehirli ayrımının had safhaya çıkması köylülere ikinci sınıf insan muamelesi yapılması da önemli hususlardandır.
Türk seçmeni; yaşadığı değerlere saygı gösterdiği için ve kentli-köylü ayrımı yapmadığı için 1950, 1954 ve 1957 yıllarında Demokrat Parti’yi iktidara taşımıştır.
Türk milletinin, olaylara karşı sessiz,taşkınlık yapmadan ama gönül birliği etmişçesine toplu tepki verme özelliği hemen hemen her seçimde çok açık olarak görülür.
Geniş Türkiye coğrafyasında köyünden kentine kadar birbirleriyle maddi organize olmaları mümkün olmayan insanların seçimlerde büyük oranda aynı parti üzerinde yoğunlaştıklarını görmek mümkündür. Bu olayın aslında ilmi olarak incelenmesi gerekir.
Bu anlayış birliğini sağlayan nedir?
Sağduyu, basiret sahipliği, önsezi veya kalp gözünün açıklığı olarak da değerlendirilmesi mümkün olan bu organizesiz birliktelik ve ortak tavır, aslında Türk demokrasi tarihi açısından çok önemli bir konudur.
Merhum Adnan Menderes’le Demokrat Parti’nin,Sayın Süleyman Demirel’le Adalet Partisi’nin, Merhum Turgut Özal’la Anavatan Partisi’nin ve nihayet Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la Ak Parti’nin iktidara gelmesi ve son olarak Binali Yıldırım’la gücünü korumasında hep bu sağduyu birlikteliğini aramak gerekir.
Sistemin değişerek,Baaşkanlık sistemine geçilmesiyle,Ak Partinin yeniden başarı kazanmasında,1950’li yıllarda kendisini göstermeye başlayan, “değerlerine sahip çıkanların desteklenmesi” anlayışının ve “milletin mazlumiyet birlikteliğinin” çok büyük etkisi vardır.
Tek başına iktidara gelen sağ partilere gösterilen teveccühte başka nedenler arayanlar hep yanılmışlardır.Demokrat Parti’nin, Adalet Partisi’nin ve Anavatan Partisi’nin iktidara gelmesinde köylü seçmen ağırlığını ileri sürenlerin bu tezlerinin tutarsızlığını rakamlar göstermektedir.
Ülkemizde 1980 yılına kadar köy nüfusu şehir nüfusunun hep önünde gitmiştir. 1980 yılı nüfus sayımlarında şehirlerde yaşayan toplam nüfus 19 milyon 645 bin 7 iken köylerde yaşayan toplam nüfus 25 milyon 91 bin 950’dir.
İlk defa 1985 nüfus sayımlarında şehirlerde yaşayan nüfus, köylerde yaşayan nüfusun önüne geçmiştir. 1985 nüfus sayım sonuçlarına göre şehirlerde yaşayan toplam nüfus 26 milyon 865 bin 757 iken köylerde yaşayan nüfus sayısı 23 milyon 798 bin 701 olmuştur.
Bu sayım sonuçlarına göre şehirlerde yaşama oranı yüzde 53, köyde yaşama oranı ise yüzde 47’dir. 2007 yılı itibariyle Türkiye’nin genel nüfusu içinde şehirlerde yaşayan nüfusun oranı ise yüzde 70’dir. Bugün bu rakam daha da artmıştır.
Köylü kesimin sağ partileri iktidara taşıdığı iddia ediliyorsa,2002 yılında da, 2007 yılında da Ak Parti’nin birinci parti olmaması gerekirdi.
Çünkü 1985 yılından sonra ülkemizde köy nüfusu şehir nüfusuna göre gerilemeye başlamıştır.Ama bu gerileme döneminde Ak Parti her defasında çok ezici bir çoğunlukla iktidara gelmiştir.
O zaman şunu ifade etmemiz lazım.
Partilerin başarısı nüfusla alakalı değil, izlenen tutarlı siyasetle mümkün.
Şayet yılların CHP’si yerinde saymaya devam ediyorsa,bir bu açıdan bakmak lazım.
Ya da sormak lazım…
Sol partiler niye yerinde sayıyor?
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam