Sonbahar bahara gebe! « Bursa'da Meydan

25 Temmuz 2021 - 16:32

Sonbahar bahara gebe!

Sonbahar bahara gebe!
Son Güncelleme :

17 Eylül 2019 - 19:19

14 views
reklam

”Dünle birlikte gitti, cancağızım. Ne varsa düne ait.Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”
Mevlana, kendi hayatında acaba ne yaşadı da bu ifadesi, döndü dolaştı ve günümüze kadar bize ulaştı.
Belki de, bir direnişin sonucuydu. Kendi iç dünyasında kabullenemediği kırgınlığın sonucu.
”kapı gıcırtısından mı huylandı yoksa bir insanın ” o an ki karaker” yansımasından mı?”
Veya bir ağaç yaprağının yere düşmesinden mi  kim bilir?
Yaprakların dökülmesi, ilk bakışta sıradan bir şeymiş gibi görünse de ekolojik sistem diye bir şey var. Bu sistem, bir değişimin habercisidir aslında.
Evet… Evet.
Bir sistemden bahsediyoruz…
Şöyle bir tasvir yapalım.
Bir ağaç düşünün… Yemyeşil elbiselere bürünmüş bir insan.Bu insan, bir amaç uğruna yapraklarını toprağa döküyor ve bir şeylerin de habercisi oluyor.
Koskoca bir dünyanın değişiminden bahsediyoruz.
Eee… Hiç  bir şey amaçsız değil, olmamalıdır da!
Yani her şey, bir plan dairesi içerisinde hayatın devamlılığı için ekolojik bir zorunluluktur.
Mevlana, ekolojik sistemin değişimi için moralini bozup da neden böyle bir ifa de kullansın ki?
Şu olabilir?
Her ne kadar yeni bir baharın habercisi olsa da, Sonbaharın gelişiyle birlikte dalından yere düşen,ayaklar altında ezilen,sağa sola savrulan bir yaprak gözünden düşen tek şey aslında!
Fakat, dökülen yaprakla birlikte, toprağa karışan mineraller,gelecek yılın baharında yeni filizlenecek bitkiler için gıda kaynağı olmasıydı aslında kırılma noktası ”’
filizlenecek olan fidanların kendi hayatında,  yeni fizyolojik değişimlerin bundan sonraki hayatında yeni beklentileri oluşturmaya başlamıştı bile.
Toprak üzerine düşen yapraklar, adeta bir yorgan gibi sararak donmaya mani oluyor, insanların da umutlarını ısıtıyor adeta.
Ve yine toprağın kurumamasına,nemin muhafaza edilmesine, tabiatın içinde ki o yemyeşil ormandaki birçok organizma için besin kaynağı olduğuna mutlu oluyor insan.
 
Dökülen yapraklardan oluşan örtü, sıcak ve kurak mevsimlerde de, toprağın kurumaması ve neminin muhafazası için önemli vazifeler icra ettiğine seviniyoruz.
Sonbahar için hala kırgın olan var mı?
Eğer var ise, bindiği dalı kesiyor demektir.
Sonbahar; bir idam fermanı değil, yeni bir hayattır!
Biraz da, ölümü ve ihtiyarlığı manen hatırlatmış olur!
Yeni müjdelere;  bizleri ulaştırır!
Bu dünyanın en şerefli misafiri olan bir yaprağın, ağaçtan düşmesine her ne kadar kırılıp, darıldıysanız, bırakın düşsün… o, hayatınızın aslında çok ağır bir misafiriydi, üzülseniz de onun düşüşünü izleyin ve onun bir gayesi olduğunu unutmayın, bırakın düşsün yoluna…  O da bir yaprağın düşüşünü izleyip, gözden düştüğünü bizzat gözleriyle görüp muhakkak ki idrak edecektir! Bu, hayatın vazgeçilmez bir kuralıdır.
Devlette böyledir işte.
Sonbaharı ve baharı vardır. Siyasette, sonbaharı yaşadığımız bu günlerde; toplum mu devleti yoksa devlet mi toplu mu yönetiyor muamması yaşıyoruz.
Genel çıkarlar ana başlıktan çıkmış alt başlığa geçmiş grup çıkarları ise alt başlıktan ana başlığa yerleşerek garip bir becayiş oluşturmuş durumdayız.
Bazen, yazacağımız kurallarda, subjektif direnişlerimizin meşruiyetini,rasyonelliğini kişisel beklentilerimize göre uyarlamaktan çıkarıp, toplumun beklentilerine göre uyarlarsak,toplumsal direniş olmaz. Sonucun, herkes adına faydalı olduğuna inanılır ve devletin adalet duyguları geliştirilmiş olur.
Siyasetin yeniden şekillenerek düzlüğe çıkacağına inanmak zorunda olsak da,
Sezen Aksu’nun bir şarkı sözüne benziyor bazen yaşadıklarımız.
”Yaşıyoruz desinler diye
Bizi çok sevsinler diye”
İyi ki sonbahar var iyi ki sonunda bahar var.
 
 

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam
reklam