Son dönemde Türkiye, toplumsal ve siyasi anlamda derin değişimlerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Terörsüz bir Türkiye mücadelesi, bu mücadelenin yansımaları ve sonrasında yaşanan gelişmeler, kamuoyunu da yakından ilgilendiriyor.
Bu bağlamda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması ve ardından başlayan sokak olayları, ülke gündemini derinden etkiledi. Protestoların ardından Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) aldığı kongre kararı ve bu süreçte yaşanan gelişmeler, siyasette yeni yol haritalarının çizildiğinin işareti olarak da algılanabilir.
Bakın;
Yerel seçimlerde Demokratik Parti (Dem Parti) ile işbirliği yapan CHP'nin, bu süreçte yeterli desteği bulamadığı yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. DEM Parti eş Başkanı Tuncer Bakırhan'ın, "Biz CHP'nin eylemci kitlesi değiliz" şeklindeki sözleri, ittifaklar arası iletişim ve beklentiler konusunda önemli bir kırılma noktası olduğunu düşünenlerdenim.
Yine bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Bakırhan'ın sözlerini değerli ve takdire şayan bulması ise siyasetteki yeni yönelimlerin bir göstergesimi yoksa farklı düşüncelerin tezahürümü onu da zaman gösterecek.
Şunu ifade etmek istiyorum;
Türkiye, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak vatandaşlarına protesto hakkı tanımaktadır. Ancak bu hakların nasıl kullanıldığı ve hangi bağlamda değerlendirildiği de önem arz etmektedir.Demokratik tepkilerin bir süre sonra farklı boyutlara çekilmek istendiğini görmek, hatta amacından sapması bir süre sonra bu eylemlerin,protestoların yavaş yavaş önemini kaybettiğini görmek hiçte sürpriz olmayacaktır.
Yıllardır ülke ve yerel gündemi takip eden bir gazeteci olarak ,Dünya genelinde muhalefetin, kendi siyasi markasını boykot etmesine şahit olmadım.Varsa da nadir görülen bir durumdur. Bu süreçte toplumun farklı kesimlerinin tepkileri, değişim ve dönüşümün doğurduğu sosyal dinamikler mutlaka siyasetide olumlu yada olumsuz etkileyecektir.
Diğer bir konu ise ülke gündeminin yoğunluğu nedeniyle yerel sorunların geri planda kalıyor olması. Özellikle bayram öncesi ve süresince yaşanan yerel sıkıntılar, kamuoyunda yeterince karşılık bulduğunu söylemek doğru olmaz.
Bursa'da Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, BUSKİ hakkındaki iddiaları ve devam eden duruşmalar bile ülke gündeminin gölgesinde kaldı.Yine bu süreçte karşı cepheden gelen tepkiler ve suçlamalar, Bursa yerel gündeminde önümüzdeki günlerde daha fazla tartışılacak gibi duruyor.
Nihayetinde,tüm bu yaşananlar, siyasette yeni bakış açılarına ve dönüşümlere kapı aralayacağını ifade edebilirim.Yine bu dönemde Türkiye'nin daha gelişmiş ve refah seviyesi yüksek bir ülke olması hedeflenirken, siyasetin yapıcı ve birleştirici bir üslup kazanmasının önemi ortaya çıkıyor.
Toplumun beklentisi; ayrıştırıcı değil, yaklaştırıcı ve birleştirici bir dilin hâkim olmasıdır. İdeal olan, farklılıkları çatışma unsuru değil, zenginlik olarak gören bir yaklaşımının siyasette vücut bulmasıdır.
Siyasetin oynak zeminin de kılıçlar çekildi.Karşılıklı salvolar ve suçlamalar artarak devam etsede insanların umutlarını koruması ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmesinin önemi ortaya çıkıyor.
Gerçek hayatta yaşanan hayal kırıklıkları ve beklentilerin karşılanmaması, toplumda umutsuzluğa yol açsa da erdemlilik, bütünleşme ve diyalog arayışıyla sorunlar aşılabilir. Türkiye'nin kazanacağı her başarı, Bu ülkede yaşayan her bireyin de kazanımı olarak da değerlendirilebilir.
Bu uzun yolculukta daha sağduyulu ve yapıcı bir yaklaşım geliştirmek, toplumsal barışa da önemli katkı sağlayacaktır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Bursada Meydan
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Siyasetin gündeme yansımaları....
Son dönemde Türkiye, toplumsal ve siyasi anlamda derin değişimlerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Terörsüz bir Türkiye mücadelesi, bu mücadelenin yansımaları ve sonrasında yaşanan gelişmeler, kamuoyunu da yakından ilgilendiriyor.
Bu bağlamda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması ve ardından başlayan sokak olayları, ülke gündemini derinden etkiledi. Protestoların ardından Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) aldığı kongre kararı ve bu süreçte yaşanan gelişmeler, siyasette yeni yol haritalarının çizildiğinin işareti olarak da algılanabilir.
Bakın;
Yerel seçimlerde Demokratik Parti (Dem Parti) ile işbirliği yapan CHP'nin, bu süreçte yeterli desteği bulamadığı yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. DEM Parti eş Başkanı Tuncer Bakırhan'ın, "Biz CHP'nin eylemci kitlesi değiliz" şeklindeki sözleri, ittifaklar arası iletişim ve beklentiler konusunda önemli bir kırılma noktası olduğunu düşünenlerdenim.
Yine bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Bakırhan'ın sözlerini değerli ve takdire şayan bulması ise siyasetteki yeni yönelimlerin bir göstergesimi yoksa farklı düşüncelerin tezahürümü onu da zaman gösterecek.
Şunu ifade etmek istiyorum;
Türkiye, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak vatandaşlarına protesto hakkı tanımaktadır. Ancak bu hakların nasıl kullanıldığı ve hangi bağlamda değerlendirildiği de önem arz etmektedir.Demokratik tepkilerin bir süre sonra farklı boyutlara çekilmek istendiğini görmek, hatta amacından sapması bir süre sonra bu eylemlerin,protestoların yavaş yavaş önemini kaybettiğini görmek hiçte sürpriz olmayacaktır.
Yıllardır ülke ve yerel gündemi takip eden bir gazeteci olarak ,Dünya genelinde muhalefetin, kendi siyasi markasını boykot etmesine şahit olmadım.Varsa da nadir görülen bir durumdur. Bu süreçte toplumun farklı kesimlerinin tepkileri, değişim ve dönüşümün doğurduğu sosyal dinamikler mutlaka siyasetide olumlu yada olumsuz etkileyecektir.
Diğer bir konu ise ülke gündeminin yoğunluğu nedeniyle yerel sorunların geri planda kalıyor olması. Özellikle bayram öncesi ve süresince yaşanan yerel sıkıntılar, kamuoyunda yeterince karşılık bulduğunu söylemek doğru olmaz.
Bursa'da Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, BUSKİ hakkındaki iddiaları ve devam eden duruşmalar bile ülke gündeminin gölgesinde kaldı.Yine bu süreçte karşı cepheden gelen tepkiler ve suçlamalar, Bursa yerel gündeminde önümüzdeki günlerde daha fazla tartışılacak gibi duruyor.
Nihayetinde,tüm bu yaşananlar, siyasette yeni bakış açılarına ve dönüşümlere kapı aralayacağını ifade edebilirim.Yine bu dönemde Türkiye'nin daha gelişmiş ve refah seviyesi yüksek bir ülke olması hedeflenirken, siyasetin yapıcı ve birleştirici bir üslup kazanmasının önemi ortaya çıkıyor.
Toplumun beklentisi; ayrıştırıcı değil, yaklaştırıcı ve birleştirici bir dilin hâkim olmasıdır. İdeal olan, farklılıkları çatışma unsuru değil, zenginlik olarak gören bir yaklaşımının siyasette vücut bulmasıdır.
Siyasetin oynak zeminin de kılıçlar çekildi.Karşılıklı salvolar ve suçlamalar artarak devam etsede insanların umutlarını koruması ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmesinin önemi ortaya çıkıyor.
Gerçek hayatta yaşanan hayal kırıklıkları ve beklentilerin karşılanmaması, toplumda umutsuzluğa yol açsa da erdemlilik, bütünleşme ve diyalog arayışıyla sorunlar aşılabilir. Türkiye'nin kazanacağı her başarı, Bu ülkede yaşayan her bireyin de kazanımı olarak da değerlendirilebilir.
Bu uzun yolculukta daha sağduyulu ve yapıcı bir yaklaşım geliştirmek, toplumsal barışa da önemli katkı sağlayacaktır.
Varmı ötesi...